Etiketler: Vahdeddin, Han, (Mehmed, VI) |
| « Önceki başlık :: Sonraki başlık » |
| Yazar |
Mesaj |
HeReDoT_aliYİlgili Üye

 Durum: Çevrimdışı Kayıt: 20.01.2006
Mesajlar: 597 Şehir: aNtAlYa
Level: 22
|
Tarih: Sun Jul 15, 2007 12:44 pm Mesaj konusu: Vahdeddin Han (Mehmed VI) |
|
|
Son Osmanlı pâdişâhı ve İslâm halîfesi. Sultan Birinci Abdülmecid Hanın oğullarının en küçüğüdür. Annesi Gülistû Sultan’dır. 2 Şubat 1861 târihinde doğdu. Çok küçükken anne ve babasını kaybetti. Ağabeyi İkinci Abdülhamid Han tarafından büyütülüp, himâye edildi. Çok zekî olup fıkıh bilgisinde pek ileriydi. 4 Temmuz 1918’de ağabeyi Sultan Reşâd’ın vefât ettiği gün pâdişâh ve halîfe oldu. Saltanata geçtiğinde ordu ve donanmaya bir Hatt-ı Hümâyun göndererek Başkomutanlığı üzerine aldığını bildirdi. Enver Paşanın Başkumandan Vekili unvânını Başkumandanlık Kurmay Başkanı şekline çevirdi. Tahta geçişi dolayısıyla hazırlanan Hatt-ı Hümâyunda Pâdişâh; Kabinede adâletin dağıtımı ve güvenliğin sağlanması hususunda daha fazla gayret harcanmasını, zarurî gıdâ maddelerinin ucuzlatılması için acele tedbir alınmasını, üretimin arttırılmasını, siyâsî suçluların affedilmesini, savaş bölgesi dışındaki sıkıyönetimin kaldırılmasını, devlet hizmetinde çalışacak olanların nâmuslu kimselerden seçilmesini, kânûnî bir sebep olmadıkça, kimsenin işinden uzaklaştırılmamasını istedi. (Ali Fuat Türkgeldi, Görüp İşittiklerim, s. 156)
Bu istekler ve yeni icraatı, pâdişâhın devlet işlerinde ve memleket meselelerinde aktif bir yol tutacağının açık bir deliliydi. Ancak, bu sıralarda Birinci Dünyâ Savaşının korkunç neticeleri alınmak üzereydi. Nitekim 30 Ekim 1918’de Mondros Mütârekesi imzâ edilerek, Birinci Dünya Savaşı, yenilgiimizle bitti.
Mütârekeye imzâ koyan delegeler, 10 Kasım 1918’de saraya arz-ı tâzim için geldiklerinde pâdişâh bunları kabul etmedi. Mütârekeden hemen sonra, Osmanlıları, Birinci Dünyâ Savaşına sokan Talât, Enver ve Cemâl Paşalar, 3 Kasım'da yurt dışına kaçtılar. 24 Kasım 1918’de Pâdişâh, Daily Mail Gazetesi muhâbirine beyânat verdi. Daha sonra Times Gazetesi’nde de yayınlanan bu beyânatta, Osmanlıların Dünyâ Savaşına girmeleri sorumluluğunu, İttihat ve Terakki Fırkasına yüklüyor, bu sûretle, felâkete onları sebep gösteriyordu. Bu beyânatında; “Osmanlı Devletinin harbe katılması âdetâ bir kazâ neticesidir. Eğer siyâsî vaziyetimizle coğrafî durumumuz ve millî menfaatlerimiz, ciddî sûrette nazarı dikkate alınsaydı, vukû bulan teşebbüsün aslâ mâkul olmadığı açıkça anlaşılırdı. Maalesef, o zamanki hükümetin basiretsizliği, bizi bu bâdireye sürükledi ve felâketimize sebep oldu. Eğer ben Makam-ı saltanatta bulunsaydım, bu elim vaka katiyen husûle gelmezdi” demiştir.
Neticede İttihatçı liderlerin baskısından kurtulan Sultan Vahideddin’in elinde, ancak düşmanlara teslim edilmiş bir milleti idâre etmek kaldı.
16 Mart 1920’de, İstanbul, İtilâf devletleri tarafından işgâl edildi. Yunanlılar İzmir’e, İtalyanlar Güneybatı, Fransızlar da Güney Anadolu’ya girdiler. Vahideddin Han, 11 Mayıs 1920’de, düşmanların hazırladığı ve Anadolu’nun işgâlini ihtivâ eden Sevr Antlaşmasını, bütün baskılara rağmen imzâlamadı. Osmanlı ordusu tamâmen lağvedildi. Medîne muhâfızı Fahri Paşa, on ikinci ordu kumandanı Ali İhsan Paşa ve Harbiye Nâzırı Mersinli Cemâl Paşa gibi değerli kumandanlar Malta’ya sürüldüler. Yalnız pâdişâhın şahsını korumak için, yedi yüz kişilik maiyyet-i seniyye kıtası bırakıldı. Sultan, bu taburu, Ayasofya etrâfındaki sipere sokup, câmiye çan takmak veya müze yapmak isteyenlere ateş ediniz emrini verdi.
İşgâl altındaki İstanbul’dan vatanın kurtarılamayacağını anlayan Vahideddin Han, güvendiği kumandanları Anadolu’ya göndermek istedi. Ancak bunlar; “Dünyâya karşı harp edilmez. Bu iş olmaz” diyerek gitmeyi reddettiler. Sultanın, kurtuluşun Anadolu’dan gerçekleşeceğine ümidi tamdı. Bir ara kendisi gitmeyi düşündüyse de, İngilizler; “Eğer Anadolu’ya geçersen İstanbul’u Rumlara işgal ettirir, taş üstünde taş bırakmayız” diyerek engellediler. Bunun üzerine, bir gün saraya çağırdığı Mustafa Kemâl’i; “Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunları unut. Asıl şimdi yapacağın hizmet, hepsinden mühim olabilir. Devleti kurtarabilirsin” sözlerinden sonra, büyük yetkilerle Anadolu’ya gönderdi.
Vahideddin Han, bundan sonra, İstanbul’daki işgâl kumandanlarını oyalamak ve Anadolu’daki mücâdeleyi gözden uzak tutmak için, türlü siyâsî gayretler içine girdi. Fakat İngilizler de, Türk birliğini parçalamak için pâdişâh aleyhine çalışmaktan geri kalmadılar ve aleyhinde kampanya başlattılar. Yegâne arzuları, pâdişâhı milletin gözünden düşürmekti. Nitekim, bunda ısrar eden İstanbul’daki İngiliz işgâl kuvvetleri, 17 Kasım 1922 Cumâ günü, halîfeyi baskı ve silah zoruyla Dolmabahçe Sarayından motora alarak, Malaya harp gemisine bıraktı. Bu gemi, son Osmanlı pâdişâhı ve İslâm halîfesini, İngilizlerin, Türk aydınlarını sürdükleri Malta Adasına götürdü. Vahideddin Han, acı ve sıkıntı içinde geçen bir sürgün hayâtından sonra, 16 Mayıs 1926’da İtalya’da vefât etti. Cenâzesi, Şam’a getirilerek Sultan Selim Câmii Kabristanına defnedildi.
Vahideddin Han, çok akıllı ve çabuk kavrayışlıydı. Arada Sultan Reşâd olmayıp da, İkinci Abdülhamid Han'dan sonra tahta çıksaydı, İttihat ve Terakki hükümetinin hatâlarını önleyecek, felâketlerin önüne geçecek kudret ve idâre sâhibiydi. Mala, dünyâya düşkün olmadığı, güzel ahlâklı ve eşi az görülebilecek kadar nâmuslu olduğu vesîkalarda göze çarpmaktadır. Çok sevdiği vatanından koparken, yanında şahsî ve pek cüz’î mal varlığından başka bir şey götürmediği, ayrılmasının üzerinden henüz dört yıl geçmeden, vefâtında, kasaba, bakkala ve fırına olan borçlarından dolayı 15 gün tabutunun kaldırılmamış olmasından da anlaşılmaktadır.
Vahiddedin Hanın, vatanının ve milletinin uğradığı felâketler karşısında neler düşündüğü ve neler hissettiği, kayıtlara geçmiş şu hadîseden çıkarılabilir. 1919 senesi Ramazanında bir sabah, Yıldız Sarayında yangın çıkar. Kısa zamanda büyüyen alevler, sultanın geceleri kaldığı dâireyi de sarar. O geceyi tesâdüfen Cihannümâ Köşkünde geçirmiş olan Vahideddin, yangını haber alınca, üzerine pardösüsünü giyerek dışarı çıkar. Köşkün önünde hiç telaş göstermeden yangını seyrederken, çevrede ağlayanları görünce gözleri yaşararak; “Benim vatanım ateş içinde, onun yanında bunun ne kıymeti var” demekten kendini alamaz. _________________ sen gecekren sahılden sessizce gemiler kalkar yuregimden gizlice!!! |
|
| Başa dön |
|
 |
|
monamyHarbi Üye

 Durum: Çevrimdışı Kayıt: 26.01.2006
Mesajlar: 3059 Şehir: erzincan :((
Level: 43
| Deneyim: |
3087 / 3087 |
|
|
|
100% |
|
Tarih: Fri Aug 17, 2007 9:11 pm Mesaj konusu: |
|
|
emeğine sağlık kardeşim..yanlız kardeş isimi yanlış yazmısın Vahdeddin değil Vahideddin doğrusu..
ayrıca ek olarak (inanmayanlar araştırabilir..)
Ulu Önder Mustafa Kemal i de Samsun a gönderen (halkı bilinçlendirmek ve ulusal direnişi başlatmak için) ve gitmesi için bandırma vaurunua emir veren de Sultan Vahideddin dir. yani Sultan 6. Mehmed....
tabi bu olay gizli tutulmuştur.çünkü o sırada Sultan ın üzerinde yoğun ingiliz baskısı vardı ve sözde aydınalar onu yanlız bırakmışlardı...
ve malum mondros ateşkes ant. nın 7 ve 24 maddeleri açıktı ve ağırdı...işgalci kuvvetler değişik-farklı durum sezdikleri yerleri işgal edebileceklerdi bu maddelere göre..Sultan da bu maddelerin yerini bulmaması için bu işi gizli tutmayı ve kendini vatan hayini yerine koydurmaya razı olmuştur..
şite bu da Osmanlı padişahlarının al-i cenaplığına bir örnektir.. yani bu güzel insanlar vatanlarının kurutulması için kendilerine vatan hayini-soysuz dahi dedirtmeyi bile sineye çekmişlerdir..
bunu herkes yapamaz.. _________________
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
korkaklıkta ar, ilerlemekte seref var..
biz denizci degiliz ki, her limanda bir sevgilimiz olsun; biz komandoyuz daglar sagolsun
'hayat kızgın boga,ben se kırmızı pelerin'
yusuf öldü deyup salat ederler,
ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
|
|
| Başa dön |
|
 |
Sayfanın En Üstüne Çıkmak İçin BURAYA TIKLA !
|