Etiketler: ÖSS, SORULARI, 2 |
| « Önceki başlık :: Sonraki başlık » |
| Yazar |
Mesaj |
THe_LooPuSYaLNıZıM ve SeNSiZiM

 Durum: Çevrimdışı Kayıt: 04.10.2006
Mesajlar: 4959 Şehir: İSTANBUL
Level: 51
|
Tarih: Sun Jul 01, 2007 8:02 am Mesaj konusu: ÖSS SORULARI 2 |
|
|
Atatürk İnkılapları – 55 soru
1. Türkiye’de çağdaşlaşma yolundaki değişmelerin en yoğun olduğu dönem aşağıdakilerden hangisidir?
A) 1923 – 1933 B) 1933 – 1938
C) 1938 – 1945 D) 1945 – 1950
E) 1950 – 1960
(1982 - ÖSS)
Türkiye, 1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile hızlı çağdaşlaşma içine girmiştir. Bu çağdaşlaşma genel olarak Cumhuriyet tarihi boyunca devam etmiştir denilebilir. Ancak soruda en yoğun ifadesi kullanıldığı için sınırlandırılması gerekir. Dünyada II. Dünya Savaşı’nın belirtilerinin ortaya çıktığı tarih olan 1933 yılı Türkiye’de de savaşa karşı önlemler alınmasını zorunlu hale getirdi. Bunun bir sonucu olarak çağdaşlaşma yavaşlamaya başlamıştır.
1933-1939 yılları arasında Misâk-ı Millî’nin dışında kalan sorunların çözümüne ağırlık verilmiştir.
2. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, mezhep ve tarikat ayrılığı yüzünden bölünmelere kadar giden kardeş kavgaları olmuştur.
Cumhuriyet Dönemi’nde getirilen yeniliklerin hangisi, bu tür olayları önleyici niteliktedir?
A) Halifeliğin kaldırılması
B) Öğretimin Birleştirilmesi (Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabul edilmesi)
C) Laiklik ilkesinin benimsenmesi
D) Medeni Kanun’un kabul edilmesi
E) Çok partili hayata geçilmesi
(1982 - ÖSS)
Mezhep ve tarikat ayrılığının meydana getirdiği bölünmeler ve kavgalar genellikle din ve vicdan özgürlüğünün olmadığı anlamına gelir.
Din ve vicdan özgürlüğü de ancak laiklikle mümkün olabilir. Bundan dolayı Cumhuriyet döneminde devlet tarafsız bir yapıya kavuşturularak kardeş kavgaları önlenmiştir.
3. Cumhuriyet döneminde görülen gelişmelerden bazıları şunlardır:
I. Laikliğin kabul edilmesi
II. Saltanatın kaldırılması
III. Halifeliğin kaldırılması
IV. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması
V. Yeni Türk Alfabesinin kabul edilmesi
VI. Medeni Kanun’un kabul edilmesi
Bu gelişmelerin hangileri “Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur.” ilkesi ile doğrudan ilişkilidir?
A) I., III. B) I., V. C) II., IV.
D) V., VI. E) III., IV.
(1983 - ÖSS)
Osmanlı Devleti’nde egemenliği sınırlandıran en önemli kurum saltanattı. Ulusal iradeye dayanmayan bu sistemin kaldırılmasıyla en büyük engel kaldırılmış oldu. Ulusal iradenin yönetime egemen olması ilk kez TBMM’nin açılmasıyla başladı. TBMM ile saltanat arasındaki mücadele 1 Kasım 1922 yılına kadar sürdü.
I., III., V. ve VI. öncüller anayasanın bu önemli hükmüyle dolaylı olarak ilişkili olduklarından cevap olamazlar.
4. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bir süre tek partili yönetimin sürdürülmüş olmasında aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu savunulamaz?
A) İnkılâpların yerleşmesini sağlama
B) Halkın belli bir siyasal olgunluğuna erişmesini bekleme
C) Kalkınma yolundaki gelişmeleri hızlandırma
D) Tek elden yönetimi, en iyi yönetim biçimi kabul etme
E) Ulusal birlik ve bütünleşmeyi çabuklaştırma
(1983 - ÖSS)
Türkiye’de tek partili dönem (1923-1946) yılları arasında yaşanmıştır. Bu dönemde iki devlet adamımızın izleri görülür. Atatürk (1923-1938), İsmet İnönü (1938-1950). Tek parti yönetiminin Tükiye’de uzun yıllar uygulanması kritik şartların etkisinden kaynaklanmıştır. A, B, C ve E seçeneklerinin tek parti döneminin yaşanmasında büyük rolleri vardır.
D seçeneği ise, Atatürk sağlığında iki kez partileşme çabası vermiş olduğundan doğru değildir.
5. 3 Mart 1924’te halifelik kaldırılmış, 2 Eylül 1925'te tekke ve zaviyeler kapatılmış, 17 Şubat 1926'da da Türk Medeni Kanunu kabul edilmiştir.
Bu üç değişiklik aşağıdakilerden özellikle hangisini gerçekleştirmek için yapılmıştır?
A) Laik devlet düzenini
B) Cumhuriyet yönetimini
C) Yurttaşlar arasında eşitliği
D) Ekonomik kalkınmayı
E) Ulusal birliği
(1983 - ÖSS)
Halifeliğin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması ve Türk Medeni Kanunu’nun kabulü gibi gelişmeler dinsel devlet düzeninin önemli ölçüde dayanaklarını ortadan kaldırmışlardır. Bu yenilikler laik devlet düzenini gerçekleştirmek için yapılmıştır.
6. Türk kadınları aşağıdaki hakların hangisinde uzun süre Avrupa ülkelerinin kadınlarından daha önde olmuşlardır?
A) Evlenme ve boşanma
B) Mal mülk edinme
C) Meslek seçme
D) Eğitim ve öğretimi sürdürme
E) Seçme ve seçilme
(1984 - ÖSS)
A, B, C ve D seçeneklerinde verilen haklara Türk kadınları 17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile sahip olmuşlardır. Bu yönüyle Türk kadını bu haklarını Avrupa’ya göre geç kazanmıştır. Fakat E seçeneğine Türk kadını 1930 yılında kavuşmuştur.
Bu tarihlerde henüz Avrupa’nın hiçbir ülkesinde kadınlara bu haklar verilmemiştir. 1950’li yıllardan sonra Avrupa’da da kadınlara bu haklar verildi. Bugün İsviçre’nin bazı kantonlarında hala kadınların seçme ve seçilme hakları yoktur.
7. “Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkiye’deki patrikhaneler din işleri dışında azınlıkların haklarını izleme gibi bazı günlük işlerde de yetki sahibiydiler.”
Patrikhanelerin bu durumuna aşağıdaki yeniliklerin hangisiyle son verilmiştir?
A) Laikliğin kabul edilmesi
B) Öğretimin birleştirilmesi
C) Yeni Türk alfabesinin kabul edilmesi
D) Medeni Kanun’un kabul edilmesi
E) Türk kadınlarına siyasal hakların tanınması
(1984 - ÖSS)
Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan değişik dinlere bağlı toplumlar, kendi dinlerinin özel hukuklarına tabi idiler. Mesela Müslümanlar şer’i hukuka göre, gayrimüslümlerde kendi cemaatlerine ait özel hukuk kurallarına göre yargılanırlardı. Bundan dolayı bir hukuk birliği yoktu. Patrikhaneler dini ve dünyevi işleri birbirlerine karıştırmaktaydılar. Medeni Kanun’un kabul edilmesiyle patrikhanelerin bu alandaki yetkilerine son verildi.
8. “Osmanlı İmparatorluğu’nun Meşrutiyet Döne-mi’nde 31 Mart Ayaklanması, Cumhuriyet Dönemi’nde ise Şeyh Sait İsyanı ve Menemen Olayı olmuştur.”
Aşağıdakilerden hangisi, bu olayların ortak özelliklerinden biridir?
A) Mevcut yönetime karşı olmaları
B) Kişilere yönelik olmaları
C) Dış güçler tarafından desteklenmeleri
D) Toplumun her kesiminden insanların katılması
E) Kırsal yörelerden başlamaları
(1985 - ÖSS)
31 Mart Olayı yeni ilan edilen Meşrutiyet Dönemi’ne bir tepki olarak ortaya çıkmış, tekrar mutlak hakimiyeti getirmek istemiştir. Şeyh Sait İsyanı (1925) ve Menemen Olayı (1930) da laik cumhuriyete karşı yapılmış, rejimi hedef alan olaylardır.
9. Eğitim ve kültür alanındaki gelişmelerle ilişkisi en az olan inkılâp aşağıdakilerden hangisidir?
A) Öğretimin birleştirilmesi
B) Yeni Türk Alfabesinin kabul edilmesi
C) Medreselerin kapatılması
D) Türk Tarih Kurumu’nun kurulması
E) Soyadı Kanunu’nun kabul edilmesi
(1985 - ÖSS)
A, B, C ve D seçenekleri inkılâpların özelliklerinden de anlaşılacağı gibi eğitim ve kültür hayatımızı doğrudan etkilemişlerdir. Soyadı Kanunu ise toplumsal alanda yapılan bir inkılâp olduğu için eğitim ve kültürel gelişmelerle doğrudan ilgisi yoktur.
10. “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz. Türkiye Cumhuriyeti her alanda doğru yolu gösterecek, uyaracak güçtedir.”
Atatürk’ün bu sözleri, öncelikle aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesinde yol gösterici olmuştur?
A) Takvim, saat ve ölçülerin değiştirilmesi
B) Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması
C) Kadınlara siyasal haklar tanınması
D) Milli ekonominin kurulması
E) Şapka Kanunu’nun kabul edilmesi
(1985 - ÖSS)
Osmanlı döneminde şeyh ve dervişlerin faaliyetlerini sürdürdüğü yerler tekke ve zaviyeler idi. Dolayısıyla şeyh ve dervişlerin ülkede istenmemesi tekke ve zaviyelerin de istenmemesi anlamına gelir.
11. Atatürk döneminde Türkiye’de tarım, ticaret, endüstri ve bayındırlık işlerinin bir bütün olarak ele alınmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bu alanlardaki gelişmelerin birbirine bağlı olması
B) Halktan alınan ağır vergilerin kaldırılmak istenmesi
C) Dış kaynaklardan kredi almanın kolaylaşmış olması
D) Halkçılık ilkesinin yaygın olarak uygulamaya konması
E) Türkiye’nin bir tarım ülkesi haline getirilmek istenmesi
(1986 - ÖSS)
Soruda belirtilen kavramlar ülke ekonomisi ve kalkınması için birbirlerine bağlı olan ve yapılması gereken yeniliklerdir. Atatürk bu işleri birlikte düşünerek ülkenin, bütün halinde kalkınmasını hedeflemiştir.
12. Atatürk, Cumhuriyeti Türk gençliğine emanet ederken onun, “en son bilimsel ve teknik ilerlemelere dayanan, ulusal ve çağdaş bir devlet” olarak yaşatılması gerektiğini vurgulamıştır.
Atatürk’ün Cumhuriyeti Türk gençliğine emanet etmesinin temel amacı nedir?
A) Gençleri siyasal hayata katmak
B) Yenileşmeyi sürekli kılmak
C) Yurt savunmasını gençlere bırakmak
D) Ekonomik gelişmede gençlere yetki vermek
E) Türk gençliğini korumak
(1986 - ÖSS)
Atatürk, kurduğu ulusal ve çağdaş Türk devletini yaşatmak için Onu bilimsel ve teknik gelişmelere dayandırmıştır. Gençlik, yeniliklere ve değişmelere en çok açık olan bir grup olduğundan dolayı Türk gençliğine emanet etmiştir.
13. Aşağıdakilerden hangisi Cumhuriyetin kurulmasından çok geliştirilmesi amacına hizmet etmiştir?
A) Düzenli ordunun kurulması
B) Saltanatın kaldırılması
C) Laik devlet anlayışı
D) Kurtuluş Savaşı
E) Lozan Barış Antlaşması
(1987 - ÖSS)
Seçeneklerde verilen olayları iki kısıma ayırabiliriz: Birincisi Cumhuriyete kadar meydana gelen olaylar (A, B, D ve E seçenekleri), ikincisi Cumhuriyetten sonra meydana gelen olaylar (C seçeneği). Cumhuriyet, 29 Ekim 1923’te kurulduğuna göre o tarihe kadar meydana gelen olaylar Cumhuriyetin kurulmasında etkili olabilir. Cumhuriyetten sonra meydana gelen olayın da Cumhuriyeti geliştirici olması daha mantıklıdır. O halde A, B, D ve E seçenekleri Cumhuriyetten önce olduklarına göre cevap olamazlar. Laik devlet anlayışı ise özgürlük ve demokrasinin gelişmesini sağlayacak olan bir gelişmedir.
14. Uluslararası ekonomik ilişkilerde aşağıdaki inkılâplardan hangisi Türkiye’ye önemli kolaylıklar sağlamıştır?
A) Kadınlara siyasi haklar tanınması
B) Soyadı Kanunu’nun kabul edilmesi
C) Ölçü birimlerinin değiştirilmesi
D) Medeni kıyafetlerin kabul edilmesi
E) Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması
(1987 - ÖSS)
A, B, D ve E seçeneklerinde verilen inkılâplar toplumsal nitelikli yeniliklerdir. C seçeneği ise ekonomik karakterli bir yeniliktir. Ölçü birimlerinin değiştirilmesiyle uluslararası ekonomik ilişkilerde önemli kolaylıklar sağlanmıştır.
15. Osmanlı İmparatorluğu’nda Darülfünun’un kurulmasına ve fesin dışarıdan alınmasına karşı çıkan zihniyet, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Darülfünun’un ve fesin kaldırılmasına da karşı çıkmıştır.
Bu zihniyetteki kişilerin aşağıdakilerden hangisine karşı oldukları söylenebilir?
A) Devlet yönetimine
B) Yeni gelişmelere
C) Her türlü eğitime
D) Sınırların genişletilmesine
E) Geleneklerin korunmasına
(1987 - ÖSS)
Soru kökünde de belirtildiği gibi her yapılan yenilik bir tepkiyle veya isyanla karşılaşmıştır.
Yapılan tepkiler yeniliğin hem getirilmesine hem de kaldırılmasına karşıdır. Buradan çıkarı bozulan bir çevrenin devamlı olarak yeni gelişmelere tepki gösterdiği sonucuna varılabilir.
16. Türkiye’de “saltanat” ve “ulusal devlet” taraftarları arasındaki tartışmanın en yoğun olduğu dönem hangi yılları kapsar?
A) 1908 – 1912 B) 1915 – 1918
C) 1920 – 1923 D) 1923 – 1925
E) 1925 – 1928
(1988 - ÖSS)
Türkiye’de halkın iradesine dayanarak kurulan ilk önemli kuruluş TBMM’dir. Saltanat sisteminden çok farklı olarak yeni bir sistemin başlangıcı olmuştur. TBMM açılmasıyla birlikte Osmanlı yönetimi ile rekabet ortamına girmiştir. TBMM’nin saltanatı kaldırmasıyla Osmanlı Devleti hukuken de sona ermiş ulusal devlet anlayışı iyice güçlenmiştir. Cumhuriyetin ilanı ile saltanat yönetiminin izleri silinmiş ve ulusal devlet kesin olarak ortaya çıkmıştır.
17. Atatürk ilke ve inkılâplarında, aşağıdaki düşüncelerden hangisinin yeri yoktur?
A) Devletin bağımsızlığını koruma
B) Yönetimde millet egemenliğini sürdürme
C) Türk kültürünü çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma
D) Kalkınmada aklın, bilimin rehberliğini esas alma
E) Amaca ulaşmak için her yolu deneme
(1988 - ÖSS)
A, B, C ve D seçenekleri zaten Atatürkçülüğün temel esaslarıdır. Atatürk bilim, akıl ve demokratik yollarla inkılâpları birer birer geliştirmiştir. E seçeneğinde verilen yöntem ise diktatörlük yönetimlerinde görülen bir gelişmedir.
18. Türkiye’de Şeyh Sait Ayaklanması ve Menemen Olayı aşağıdakilerden hangisinin bir süre için ertelenmesine neden olmuştur?
A) Devletçilik politikasının
B) Milletler Cemiyeti ile ilişki kurulmasının
C) Dış ticarete ağırlık verilmesinin
D) Kadınlara siyasal haklar tanınmasının
E) Çok partili demokrasiye geçilmesinin
(1988 - ÖSS)
Şeyh Sait Ayaklanması, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın, Menemen Olayı ise Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasından hemen sonra meydana gelmiş ve laik Cumhuriyeti yıkmaya yönelik olaylardır. Fakat bu iki isyanda iki siyasi partinin kurulmasından sonra gelişmiştir. Bundan dolayı çok partili hayata geçilmesi mümkün olmamıştır.
19. Aşağıdaki yeniliklerden hangisi, Türkiye’de kadınlarla erkekler arasında toplumsal ve ekonomik haklar alanında eşitlik sağlama amacını gütmektedir?
A) Öğretimin birleştirilmesi
B) Halifeliğin kaldırılması
C) Cumhuriyetin ilan edilmesi
D) Medeni Kanun’un kabul edilmesi
E) Saltanatın kaldırılması
(1989 - ÖSS)
A, B, C ve E seçenekleri siyasal ve eğitim alanında yapılan inkılâplardır. Bundan dolayı toplumsal yaşayışın düzenlenmesindeki rolü çok azdır. D seçeneğinde verilen inkılâp ise kadın - erkek eşitliğini sağlayan çok önemli bir gelişmedir. Miras, evlenme, şahitlik ve boşanma gibi konularda aynı haklara kadınlar da sahip olmuştur.
20. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de laik anlayışın yerleşmesindeki aşamalardan biridir?
A) Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun’un kabul edilmesi
B) Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun kabul edilmesi
C) Kabotaj Kanunu’nun kabul edilmesi
D) Uluslararası ölçü biriminin kabul edilmesi
E) Arazi vergisinin kabul edilmesi
(1989 - ÖSS)
B, C, D ve E seçenekleri ekonominin düzenlenmesine yönelik hareketlerdir. Bundan dolayı laik anlayışın yerleşmesinde birer aşama olamazlar.
A seçeneği ise Türkiye’de eğitim sistemini akıl ve bilim çerçevesinde yeniden düzenleyerek laikleştirmiştir.
21. En büyük gerçekler ve ilerleyişler, düşüncelerin serbestçe ortaya konması, karşılıklı aktarılması ile meydana çıkar ve yükselir.
Bu sözler, aşağıdakilerden hangisinin önemini vurgulamaktadır?
A) Egemenliğin B) Halkçılığın
C) İnkılâpçılığın D) Demokrasinin
E) Devletçiliğin
(1990 - ÖSS)
İnsanların düşünce özgürlükleri en büyük gerçekleri ve ilerlemeleri beraberinde getirir. Her şey halkın iradesine dayanır, meclise yansır ve toplumun her kesiminin örgütlenmesini zorunlu kılar.
22. Türk kadınlarına 1930 yılında belediye seçimlerine katılma, 1934 yılında da milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.
Bu gelişmelerin amacı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kadının yönetime katılmasını sağlama
B) Aile yapısında değişiklik yapma
C) Kadınlar arasında okur - yazar oranını artırma
D) Çok partili hayata geçme
E) Seçime katılmayı zorunlu hale getirme
(1991 - ÖSS)
Bir toplumu kadın ve erkekler oluşturur. Genellikle nüfusun yarısı kadın yarısı da erkeklerden oluşur. Geleneksel olarak Osmanlı döneminde kadının toplumsal yönü fazla gelişmedi. Bundan dolayı kadınlar atıl ve pasif bir duruma düştü. Atatürk, kadını hem üretken hem de aktif bir hale getirmek istemiştir. Böylece Atatürk demokratik bir devlet kurarken toplumun yarısına sahip olan kadınları devamlı ön planda tutarak yönetime katılmalarını sağlamıştır.
23. “Ulusal egemenlik, demokrasinin vazgeçilmez temel ögelerinden biridir.”
Aşağıdakilerden hangisi, bu ilkeye uygun bir uygulama olabilir?
A) Milletvekilliği süresinin sınırsız olması
B) Yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin tek kişide toplanması
C) Milletvekili sayısının 450’den 150’ye indirilmesi
D) Hükümet yetkilerinin Meclis yetkilerinden üstün olması
E) Reşit olan her vatandaşın oyunu serbestçe kullanması
(1992 - ÖSS)
Demokrasi, tam anlamıyla milletin hür iradesinin iktidara yansımasıdır. Halk yöneticilerini seçimle belirler. Seçim olmayan sistemlerde demokrasi oluşamaz. Her fert vatandaşlık hakkı olarak oyunu serbestçe kullanmalıdır.
24. Türkiye’de 1924 yılında hilafetin kaldırılması ve öğretimin birleştirilmesi, 1925 yılında ise kıyafette değişiklik ile tekke ve türbelerin kapatılmasına ilişkin yasalar TBMM’de kabul edilmiştir.
Bu durum aşağıdakilerden hangisinin bir kanıtıdır?
A) Devletçilik ilkesinin yaygın olarak uygulamaya konulduğunun
B) Hızlı bir çağdaşlaşmaya gidildiğinin
C) Sosyal sorunların ortadan kalktığının
D) Yönetimde yeni arayışlara gidildiğinin
E) Siyasal bağımsızlığın tamamlanmak istendiğinin
(1993 - ÖSS)
Cumhuriyetin ilanından sonra Yeni Türk Devleti’ni hızla çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak için bir politika izlendi. Bundan dolayı eski devletin izlerini taşıyan kurumların kaldırılmasına başlandı. Hilâfet, tekke ve türbe gibi kurumlar çağdaş devlet anlayışı ile çelişen kurumlardır. Hızla çağdaşlaşmaya doğru gidildiği bir Türkiye’ de bu kurumların yeri yoktu.
25. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında, eski saat sistemi bırakılarak günümüz saat sisteminin esas alınmasına ve medreselerin kapatılarak çağdaş okulların varlığını sürdürmesine ilişkin yasalar kabul edilmiştir.
Bu yasaların ortak yönü aşağıdakilerden hangisidir?
A) İkilikleri ortadan kaldırma
B) Ticari ilişkileri kolaylaştırma
C) Eğitimi yaygınlaştırma
D) İlköğretimi yaygınlaştırma
E) Tarih olaylarının karşılaştırılmasında kolaylık sağlama
(1994 - ÖSS)
Aynı toplumda aynı zamanda eski saat ile yeni saat sisteminin kullanılması, medreselerin yanında çağdaş okulların bulunması, ikilik meydana getirmektedir. Birbirini anlamayan iki zümre oluşturmaktadır. Bundan dolayı bunun önüne geçmek için eski sistemi temsil eden kurumlar kaldırılarak yeni kurumlar benimsenmiş böylece ikilikler ortadan kaldırılmıştır.
26. 1925 - 1930 yılları arasında TBMM’de yalnız Cumhuriyet Halk Fırkası’nın milletvekilleri vardır.
Bu durum, Türkiye’de aşağıdakilerden hangisini güçleştirmiştir?
A) Seçimlerin yenilenmesini
B) Hükümetin denetlenmesini
C) İnkılâpların yapılmasını
D) Cumhurbaşkanının seçilmesini
E) Hükümetin kurulmasını
(1994 - ÖSS)
Tek partinin olduğu meclislerde ve yönetimlerde muhalefet olmadığından dolayı farklı görüş ve düşünceler oluşamaz. Bundan dolayı hükümetin denetlenmesi mümkün değildir.
27. Türk Dil Kurumu 1932 yılında kurulduğu zaman, yapılacak dil çalışmalarına temel olmak üzere saptanan ilkelerden biri “Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini ortaya çıkarmak” olmuştur.
Bu ilkelerin gerçekleştirilmesi öncelikle aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
A) Türk dilinin dünyada yaygınlaştırılmasına
B) Sözlük çalışmalarının çeşitli alanlara yayılmasına
C) Dil öğretiminde birlik sağlanmasına
D) Yazı dili ile konuşma dili arasındaki kopuklukların giderilmesine
E) Dile ilişkin kaynakların araştırılmasına ve yayınlanmasına
(1995 - ÖSS)
Türk Dil Kurumu kurulmasından sonra Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ihmale uğrayan Türkçenin zenginliğini ve güzelliğini ortaya çıkarmak için çalışmalar başlattı. İhmale uğrayan Türkçenin yeniden ön plana çıkartılması için Türkçenin tarih içinde meydana gelmiş öz kaynaklarına yönelerek araştırmalar başlatıldı. Yeni sözlükler ve karşılıklı kelimeler hazırlandı.
28. Türk Medeni Kanunu ile vatandaşlara çoğu konularda önemli haklar tanınmış, bu hakların kavranıp uygulanmasında daha sonra çıkarılan kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren kanun, soyadı kanunu gibi konular da etkili olmuştur.
Bu durum Türk İnkılâbı’nın aşağıdaki özelliklerinden hangisinin bir göstergesidir?
A) Yapılan yeniliklerin birbirini tamamlamasının
B) Dünyaya örnek olmasının
C) Ulusal egemenliğe dayanmasının
D) Kültürel özellikleri korumasının
E) Dünya barışına katkıda bulunmasının
(1995 - ÖSS)
Bu soru aynı zamanda Türk inkılâbının özelliği ile ilgili bir sorudur. Soruda 1926’da kabul edilen Medeni Kanun’la kadınlara istediği mesleğe girme hakkı verilirken 1930 yılında da seçme seçilme hakları verilmiş bunu da Soyadı Kanunu’nun (1934) kabul edimesi takip etmiştir. Böylece toplumsal alanda çok sayıda inkılap yapılarak bir bütünlük sağlanmış oldu.
29. Atatürk, ülkemize yardım yapacak devlet, ülkemizi ele geçirme amacını gütmemeli ve devletimizin ulusçuluk ilkesine saygılı olmalıdır demiştir.
Atatürk, bu sözüyle aşağıdakilerden hangisine karşı olmadığını belirtmektedir?
A) Sömürgeciliğin dünyada yaygınlaşmasına
B) Yabancı sermayenin ülkenin çıkarları için kullanılmasına
C) Yabancıların devletlerin iç sorunlarına karışmasına
D) Devletlere ekonomik ayrıcalıklar tanınmasına
E) Ekonomik kalkınmada yalnız sanayileşmeye öncelik verilmesine
(1995 - ÖSS)
Cumhuriyetin ilk yıllarında sermaye yetersizliği tüm boyutlarıyla etkisini hissettirmeye başlamıştı. Bunun için iki çözüm yolu vardı: Birincisi, temel işletmeleri devlet eliyle yapmak, ikincisi de yabancı sermayeyi Türkiye’ye getirmekti. Fakat Türkiye yeni bağımsızlığını kazandığından dolayı dışarıdan gelen sermayenin ülkemizin yönetiminde etkili olmamasını Atatürk ısrarla istemiştir.
30. – Lozan Barış Antlaşması’nın 48. maddesi, Türkiye’de azınlıkların şahsi hükümlere ve aile hukukuna ait işlerinin kendi gelenek ve göreneklerine göre çözülmesine uygundu. Ancak azınlıklar, Lozan Antlaşması’ndaki haklarından vazgeçtiklerini, kendilerinin de Türk Medeni Kanunu hükümlerine uymak istediklerini bildirmişlerdir.
– Öğretimin birleştirilmesi yasası ile, okullar yanında varlıklarını sürdüren medreseler kapatılmış, azınlık okulları ve yabancı okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.
Bu iki duruma dayanarak, Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili,
I. Uygulamalarda birlik sağlanmıştır.
II. Gelenekler önem kazanmıştır.
III. Azınlıkların kendi aralarındaki sorunlar giderilememiştir.
IV. Yasalar güvence sağlamıştır.
V. Azınlık okulları sayıca artmıştır.
yargılarından hangilerine ulaşılır?
A) I ve II B) I ve IV C) II ve III
D) III ve IV E) IV ve V
(1997 - ÖSS)
Azınlıkların Lozan Barış Antlaşması ile elde ettikleri haklardan vazgeçmelerinde Medeni Kanun’un kabulü etkili olmuştur. Öğretimin Birleştirilmesi Kanunu ile de azınlık ve yabancı okulları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır. Bunda yasaların güvence sağlaması etkili olmuş, böylece uygulamada birlik sağlanmıştır.
31. Yargı: Dil ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.
Durum: Türkiye Cumhuriyeti ulusal bir devlettir.
Yukarıda verilen yargı ile durum arasında ilişki kurulduğunda, aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A) Türk dilinin dünyada en yaygın dillerden biri olduğuna
B) Türk dilinin siyasi rejiminin gelişmesinde temel ögelerden biri olduğuna
C) Uzun yıllar Türkiye’de dil öğretiminde birlik sağlanamadığına
D) Kültürel ilişkilerin dili de etkilediğine
E) Türk dili ile Türkiye’de okur yazar oranının giderek arttığına
(1997 - ÖSS)
Yeni Türk Devleti milli bir devlettir. Bu açıdan Türk dili siyasi rejimin gelişmesinde temel ögelerden birisidir. Dil, kültürün en önemli unsurlarından biridir.
32. Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk Türkçe kitabın matbaada basımı 1729 yılında gerçekleşmiştir. 1729’dan Türk alfabesinin kabul edildiği 1928'e kadar geçen iki yüz yılda otuz bin kitap basılmıştır. Oysa, alfabe değişikliğini izleyen on altı yıl içinde aynı sayıda kitap basılmıştır.
1928 yılından sonra basılan kitap sayısının fazla olmasında başlıca etmen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Matbaanın kitap basımında kullanılması
B) Okuryazar oranının artması
C) Kâğıt üretimin yurt içinde yapılması
D) Basım işlerinin yurt içinde yapılması
E) Basılı kitapların el yazması kitaplardan daha ucuz olması
(1998 - ÖSS)
Kitap basımı talebe bağlıdır. İstek olmadan, pazar bulunamadan üretmenin de bir manası yoktur. 1928 yılına kadar okuryazar oranı az olduğundan basılan kitap sayısı da azdı. Ancak yeni harflerin kabulünden sonra okuryazar oranının artması kitap basımını da artırmıştır.
33. “Bu inkılap, sözcüğün ilk anda akla getirdiği ihtilal anlamından ileride, ondan daha geniş bir değişmeyi dile getirmektedir.”
Atatürk’ün, bu sözleriyle Türk inkılabına yüklediği anlam aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kendiliğinden değişme ve gelişme
B) Bir isyan sonucu değişme
C) Köklü bir değişiklik getirme
D) Bazı kurumları değiştirmeden koruma
E) Ulusal özellikleri sürdürme
(1998 - ÖSS)
İhtilâl; Türk Hukuk Lügati’ne göre, bir devletin siyasi teşkilatını, kanunî şekillere uymaksızın değiştirmek üzere güç ve kuvvetle yapılan geniş çaplı halk hareketi olarak açıklanmıştır. Buna göre ihtilâller sonucunda bozulan düzenin yerine yeni bir düzen içermemektedir.
Türk Hukuk Lügati’ne göre “İnkılap, devlet eliyle memleketin sosyal hayatının ve kurumlarının makûl ve ölçülü metodlarla köklü bir şekilde yenileştirilmesi demektir.”
Bu bilgilerden hareketle inkılâpta değiştirilen düzenin yerine daha güzel, daha yararlı ve çağdaş yeni bir düzen kurulması amaçlanırken, ihtilalde sadece eski düzeni yıkma eylemi vardır. Öncüldeki bilgide Atatürk eski kurum ve düzenin yerine köklü ve çağdaş değişiklerin yapılacağını belirtmiştir.
34. Seçim kanununda 1923 yılında yapılan değişiklikle, 50.000 erkek nüfus için bir milletvekili seçilmesi yerine 20.000 erkek nüfus için bir milletvekili seçilmesi kabul edilmiştir.
Bu değişiklikle ulaşılmak istenen amaç aşağıdakilerden hangisidir?
A) Halkın devlet yönetimine katılımını artırmak
B) Herkesin seçmen olmasını sağlamak
C) Aday belirleme işini kolaylaştırmak
D) Meclisteki gruplaşmaları önlemek
E) Birden fazla partinin mecliste temsil edilmesini sağlamak
(1998 - ÖSS)
Bu bilgilere göre, halkı temsil edecek milletvekili sayısı artırılmış ve böylece halkın devlet yönetimine de katılımı artırılmıştır. Önceki sisteme göre 100.000 kişilik erkek nüfus 2 milletvekili ile temsil edilirken 1923'te yapılan değişiklikle 100.000 kişilik erkek nüfus 5 milletvekiliyle temsil edilmiştir.
35. “Demokrasinin tam ve en belirgin hükümet şekli cumhuriyettir.”
Aşağıdakilerden hangisi Atatürk’ün bu görüşüne uygun cumhuriyet yönetiminin bir özelliği değildir?
A) Egemenliğin ulusa ait olması
B) Yönetenlerin yasalara bağlı kalması
C) Yönetilenlerin tümünün mecliste temsil edilmesi
D) Yönetenlerin belli bir süre için seçilmesi
E) Yönetilenlerin tüm eylem ve işlerinde serbest olması
(1998 - ÖSS)
Cumhuriyet idaresinde vatandaşların yöneticilerini seçmesi ve seçtikleri vekiller tarafından temsil edilmeleri en tabii haktır. Yönetenlerin görev süreleri belirli olduğundan yönetilenler zamanı geldiğinde beğenmedikleri idarecileri hür reyleriyle (oy) bulunduğu görevden uzaklaştırabilirler. Ancak yönetilenler böyle bir yetkiye sahip olduklarından dolayı bütün eylem ve işlerinde serbest değildir. Yönetilenlerin ülkenin yürürlükteki kanunlarına uymaları şarttır.
36. Atatürk, “Ülkesinin yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.” demiştir.
Aşağıdakilerden hangisi Atatürk’ün, bu sözleriyle gösterdiği hedef ile aynı yöndedir?
A) Türkçe kökenli sözcüklerin araştırılıp bulunarak dile kazandırılması
B) Şive, ağız gibi yöresel dil özelliklerinin korunması
C) Yabancı kökenli terimlerin Türkçe okunuşları ile alınması
D) Yazı dili ile konuşma dili arasındaki farkın ortadan kaldırılması
E) Türkçenin okunması ve yazılması kolay bir dil haline getirilmesi
(1999 - ÖSS)
Atatürk, sorunun öncülünde Türk dili üzerinde yabancı dillerin etkisinden bahsetmiştir. Dilimizi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarabilmek için alternatif sözcüklerin bulunup çıkarılması ve dilimize kazandırılmasıyla sağlanabilecektir. Eğer isteklerimizi anlatmakta elimizdeki sözcükler yetmiyorsa başka dillerin istilasına uğrama ihtimali vardır. Bu durumu önlemek için A seçeneği uygun cevap olacaktır.
37. Aşağıdaki grafik, 1921 - 1930 yıllarında devlet bütçesinden yapılan harcamalarda eğitimin yaklaşık payını göstermektedir.
Aşağıdakilerden hangisi, bu grafikteki bilgilerin desteklediği bir yargı değildir?
A) Savaş yıllarında da bütçeden eğitime bir pay ayrılmıştır.
B) 1929 dünya ekonomik bunalımında bile, bütçeden eğitime ayrılan payda büyük düşme olmamıştır.
C) 1924 yılında öğretimin birleştirilmesi yasasının kabulüyle, bütçeden eğitime ayrılan pay birkaç kat artırılmıştır.
D) Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasıyla, eğitimin bütçedeki payında önemli bir artış olmuştur.
E) İnkılaplarla birlikte, bütçeden eğitime ayrılan pay da artma eğilimi göstermiştir.
(1999 - ÖSS)
1999'a kadar tarihten grafik sorusu çıkmadı. Ancak grafiğe bakılarak ve tarih bilgileri kullanılarak soru kolayca çözülebilir. 1921 - 1922 yılları Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği yıllardır. Savaşa rağmen eğitime pay ayrıldığı grafikte görülmektedir. Buna göre A seçeneği grafiği desteklemektedir.
B seçeneğinde 1929'da dünyada etkili olan ekonomik kriz sırasında, grafikte önemli bir düşme görülmemiştir. D seçeneğindeki bilgiye göre 1922'de Kurtuluş Savaşı sona ermiş ve grafikteki yüzdelik artmıştır. E seçeneğindeki bilgi de doğrudur.
Ancak C seçeneğindeki 1924'teki artış görüldüğü gibi birkaç kat artış olmamıştır.
38. 1934’te soyadı alma işlemleriyle ilgili olarak çıkarılan yasayla rütbe, yabancı ırk ve millet adlarını belirten sözcüklerin soyadı olarak alınması, yine aynı yılda çıkarılan başka bir yasayla da hoca, ağa, molla, beyefendi, paşa gibi ünvanların resmen kullanılması yasaklanmıştır.
Bu yasakların amacı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Aynı aileden kişilerin farklı soyadları almalarını engellemek
B) Toplumsal ilişkilerde ve resmi işlemlerde vatandaşları daha kesin olarak belirtmek
C) Sözcüklerin, yerinde kullanılmasını sağlamak
D) Resmi işlemleri kolaylaştırmak
E) Toplumda gereksiz ayrıcalık belirtilerini ortadan kaldırmak
(1999 - ÖSS)
Soyadı Kanunu’yla aynı yılda çıkarılan bir yasayla hoca, ağa, molla, beyefendi, paşa gibi ünvanların resmen kullanılması yasaklanmıştır. Bu ünvanlar toplumda ayrıcalık ve etkinlik ifade etmektedir. Ancak yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, halkçılık ve eşitlik ilkesini benimsediği için bazı kişilerin halk arasında ayrıcalıklı olmasını kabul etmemiştir. Bu nedenle E seçeneği doğru cevaptır.
39. Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan aşağıdaki değişikliklerden hangisi, toplumsal hayattaki uygulamalarda, aynı konuda var olan farklılıkları ortadan kaldırma amacına yönelik değildir?
A) Medreselerin kapatılması
B) Şer’i mahkemelerin kaldırılması
C) Tek dereceli seçim sistemine geçilmesi
D) Milâdi takvimin kabul edilmesi
E) Ölçülerde metrik sisteme geçilmesi
(1999 - ÖSS)
Cumhuriyetin ilanından sonraya kadar eski eğitim kurumlarından medreselerin yanında yeni tarz mektepler de bulunuyordu. Bu durum eğitim - öğretim alanında ikiliğe neden oluyordu. Bu durum medreselerin kapatılmasıyla sona ermiştir.
Şer’i mahkemelerin yanında yeni tarz mahkemeler de çalışıyordu. Hukuk alanındaki ikiliği kaldırmak amacıyla şer’i mahkemeler kaldırılmıştır.
Milâdi takvimin kabulüne kadar mali işler Rumi takvime, dini günler ise Hicri takvime göre düzenleniyordu. Milâdi takvimin kabul edilmesiyle bu alanda da ikilik ortadan kalkmıştır.
Ölçülerde değişiklik yapılmadan önce arşın, endaze, okka, çeki gibi eski ve bölgelere göre değişiklik gösteren birimler kullanılıyordu. Ölçülerle ilgili inkılaptan sonra uluslar arası ölçü birimleri kabul edilerek bu alanda birlik sağlanmıştır.
Seçim sisteminde bir değişiklik olmadığından ikiliğin kaldırılması söz konusu değildir.
40. Atatürk 1925 Ağustosunda yaptığı Kastamonu - İnebolu gezisinde halkı başı açık olarak selamladı. Elindeki başlığın adının şapka olduğunu söyledi; sağlık açısından, ekonomik ve estetik açılardan şapkanın yararlarını anlatarak onu halka tanıttı. Fesler atıldı. Şapka kullanımı kısa sürede yurda yayılmaya başladı. Arkasından, 25 Kasım 1925'te “Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun” çıkarıldı.
Bu durum Türk inkılaplarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?
A) İnkılapların birbirini tamamlar nitelikte olduğunun
B) İnkılapların, bazı engellemelerle karşılaştığının
C) İnkılapların yapılmasında bazı geleneklerin dikkate alındığının
D) Siyasi inkılaplara daha çok önem verildiğinin
E) İnkılaplar yapılırken gerekli ortamın hazırlandığının
(1999 - ÖSS)
Atatürk’ün Şapka Kanunu çıkmadan önce, şapkanın sağlık, ekonomik ve estetik açılardan yararlarını açıklamasından sonra şapka halk tarafından benimsenmiştir. Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun ancak şapka kullanımının yaygınlaşmasından sonra çıkarılmıştır. Bu durum inkılap hareketlerinin ortam hazırlandıktan sonra gerçekleştirildiğini göstermektedir.
41. Aşağıdakilerden hangisinin, bilim ve teknolojideki ilerlemeleri ve kültür alışverişini hızlandırmada diğerlerinden daha güçlü bir etken olduğu savunulabilir?
A) Harf İnkılabı’nın yapılması
B) Modern saat sisteminin kabul edilmesi
C) Türk Dil Kurumu’nun kurulması
D) Türk Tarih Kurumu’nun kurulması
E) Tekke ve türbelerin kapatılması
(1999 - ÖSS)
1928 yılında Harf İnkılabı’yla Latin harflerinin kabul edilmesi; okuryazar oranını hızla artırmış, eğitim-öğretim faaliyetleri yaygınlaşmış ve Türk ulusu dikkatini Arap kültüründen Batı medeniyetine çevirmiştir. Latin harflerinin kabul edilmesi bilim, teknoloji ve kültür alışverişini hızlandırmıştır. Bize verilen seçeneklerden doğru yanıtı sağlayan en güçlü etken Harf İnkılabı’dır.
42. Demokrasinin baş koşulu özgürlüktür. Demokrasinin işleyebilmesi için, bireylerin özgürce tavır alabilmeleri ve toplumsal olaylarda özgür istemleriyle yer almaları gerekir.
Buna göre, demokrasinin işleyebilmesi için temel koşul aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bireylerin siyasi tercihlerinin farklı olması
B) Toplumsal hayata katılabilmenin ön plana çıkarılması
C) Toplumsal olayların birbirini etkilemesi
D) Toplumda farklı inançlara sahip insanların bulunması
E) Toplumun farklı alt kültürlerden insanları kapsaması
(1999 - ÖSS)
Soruların çözümünde altı çizili kelime veya bölümlere çok dikkat edilmesi gerekir. Sorunun öncülünde demokrasinin en önemli koşulu olarak özgürlük verilmiştir. Demokraside seçim ve fikirlerin hiçbir etki altında kalınmadan belirtilmesi esastır. Kişilerin fikirlerini açıklayabilmeleri için toplumsal hayata katılabilmelerine ortam hazırlamalıdır ki, demokrasi işleyebilsin. Yoksa kişilerin fikirlerini ve isteklerini toplumsal olaylarda baskı veya başka nedenlerden dolayı açıklayamaması hem özgürlük anlayışına hem de demokrasiye ters düşmektedir.
43. TBMM’nin 23 Nisan 1920 tarihinde açılması üzerine kurulan Vekiller Heyeti’nin programında, halk dilinden toplanacak kelimelerle bir sözlük oluşturulacağı belirtilmiştir.
Bu durumun aşağıdakilerden hangisi için bir hazırlık olduğu savunulamaz?
A) Türkçe’nin zengin bir dil olduğunun kanıtlanması
B) Kültür alanında inkılaplar yapılması
C) Konuşma ve yazı dili arasındaki farkın ortadan kaldırılması
D) Türkçe’nin ulusal dil haline getirilmesi
E) Türkçe’nin dünyada yaygın bir dil olduğunun gösterilmesi
(2000 - ÖSS)
TBMM içinde oluşturulan Vekiller Heyeti’nin aldığı karar Türk diline önem verildiğini ve zengin bir dil olduğunun ortaya konulmaya çalışıldığını, konuşma ve yazma dilleri arasındaki farkların kaldırılmasına yönelik olduğunu göstermektedir. Dil ile ilgili yapılacak bir çalışma kültürel inkılâpları da beraberinde getirmiştir. Örneğin; Türk Dil Kurumu gibi. Ancak halk dilinden toplanacak kelimelerle bir sözlük oluşturulması Türk dilinin dünyada yaygın olduğunu göstermez.
44. Atatürk, 1 Kasım 1934'te TBMM’nin toplantı yılını açarken, “Ulusal, ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri toplamak; onları bir an önce, genel son musiki kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu düzeyde Türk ulusal musikisi yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir.” demiştir.
Atatürk bu sözüyle aşağıdakilerden hangisini vurgulamıştır?
A) Türk musiki tarihinin çok eskiye dayandığını
B) Türk müziğinde çağdaşlaşmanın gereğini
C) Türk müziğinde batı tarzındaki müziğe de yer verilmesi gerektiği
D) Türk müziğinin evrensel müziğe olan katkısını
E) Müziğin evrensel boyutta algılanmasının önemini
(2000 - ÖSS)
Atatürk’ün 1 Kasım 1934'te TBMM’de yaptığı bir konuşmada ulusal, ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri söyleyişleri genel son musiki kurallarına göre işlemek gerektiğini belirterek bu deyiş ve söyleyişlerin çağdaşlaştırılmasının önemini vurgulamıştır.
45. Türkiye’de,
I. Ayrıcalık işareti olan unvanların kullanılmasının yasaklanması
II. Eğitim ve öğretimin birleştirilmesi
III. Miladi Takvimin kabul edilmesi
gelişmelerinden hangilerinin “imtiyazsız, sınıfsız ve kaynaşmış bir ülke” oluşturmayı amaçladığı savunulabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
D) I ve II E) II ve III
(2000 - ÖSS)
1934 yılında çıkarılan bir kanun ile imtiyaz ve sınıf belirten paşa, ağa, hacı, hoca, hafız, bey, beyefendi, hanım, hanımefendi gibi ünvanlar kaldırılmıştır.
1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılarak eğitim - öğretim faaliyetleri birleştirilmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır. Böylece;
– Yabancı okulların ayrıcalıkları kaldırılmıştır.
– Medreseler kapanmış, mektepli-medreseli çekişmesi ortadan kaldırılarak kültür çatışması önlenmiştir.
I. ve II. öncüller sınıfsız, imtiyazsız ve kaynaşmış bir toplumun oluşturulmasının amaçlandığını göstermektedir.
46. Atatürk, Türk milletine gideceği yolu gösterirken, “Dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden yararlanılacaktır; ancak temel, kendi içimizden çıkarılmalıdır.” demiştir.
Atatürk bu sözüyle, milli eğitimde çağdaşlığın, aşağıdakilerden hangisi üzerine temellendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır?
A) Birlik ve bütünlük
B) Ulusallık
C) Eşitlik
D) Laiklik
E) Sevgi ve sorumluluk
(2000 - ÖSS)
Atatürk, inkılâp hareketlerini gerçekleştirerek Türk ulusuna ilerlemenin yollarını göstermiştir. Bu sırada dünya uluslarının gelişmelerinden yararlanarak (Örneğin, Medeni Kanun, Milâdî Takvim vs.) Türk toplumunun çağdaşlaşmasını sağlamıştır. Ancak çağdaşlaşmanın temelini ulusal değerlerimize dayandırmıştır.
47. 1 Nisan 1923 tarihinde yapılacak milletvekili seçiminden önce seçim kanununda yapılan değişiklikler şunlardır:
I. Milletvekili seçebilme yaşı 25'ten 18'e indirilmiştir.
II. Milletvekili seçmek ve seçilmek için vergi verir olmak şartı kaldırılmıştır.
III. 50 000 erkek nüfus için bir milletvekili seçilmesi yerine 20 000 erkek nüfus için bir milletvekili seçilmesi esası kabul edilmiştir.
Bu değişikliklerden hangilerinin yönetime katılımı artırdığı söylenebilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
D) II ve III E) l, II ve III
(2001 - ÖSS)
1 Nisan 1923'te seçim kanununda yapılan değişikliklerin üçü de Türk halkının yönetime katılımını artırıcı niteliktedir. Bu kanun değişikliğiyle;
– 25-18 yaş arasındaki yurttaşların seçimlere (yönetime) katılması
– İmkansızlıklardan dolayı devlete vergi ödeyemeyen kişilerin yönetime katılması
– 50. 000 erkek nüfus yerine 20. 000 erkek nüfus için bir milletvekili seçilmesi esasıyla illerden ve bölgelerden daha fazla milletvekilinin TBMM’ye girmesi
kabul edilerek halkın yönetime katılımı artırılmıştır. 1923'te kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmadığı için kadınların seçimlere katılmasından bahsedilmemiştir.
48. Türkiye Cumhuriyeti'nde “çocuğun dinsel eğitiminde ana babanın yetkili kılınması ve ergin çağa gelen her kişinin istediği dini seçmede serbest olması” ilkesi, uygulamada aşağıdakilerden hangisinin temel alındığını gösterir?
A) Toplumsal dayanışmanın
B) Sosyal devlet anlayışının
C) Aile birliğine ve kişiliğe saygının
D) Gelenek ve göreneklere bağlılığın
E) Yönetime katılmanın
(2001 - ÖSS)
Türkiye Cumhuriyeti’ndeki uygulamanın iki yönü bulunmaktadır. Belli bir dinsel inancı benimsemiş ailenin kendi içerisinde bu konuda çıkabilecek sorunları ve aile birliğini bozabilecek durumları önlemek amacıyla çocuğun ergin çağa kadar dinsel eğitimi aileye bırakılmıştır. Ancak, ergin çağa gelen kişilerin serbestçe dinini seçmesinin kabul edilmesi o kişinin kişiliğine saygı duyulduğunu göstermektedir.
49. I. Okuma yazmayı öğreterek okur yazarlığı yaygınlaştırma
II. Türkçe'yi yabancı dillerin baskısından kurtarma
III. Kitle iletişim araçlarının yayınlarını denetleme
IV. Türk Dili'nin zenginliklerini ortaya koyma
Yukarıdakilerden hangilerinin, Türk Dil Kurumu'nun esas çalışmalarından olduğu savunulabilir?
A) I ve II B) I ve IV C) II ve III
D) II ve IV E) I, III ve IV
(2001 - ÖSS)
Atatürk, Türkçeyi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak, yazı diliyle konuşma dili arasındaki farklılıkları gidermek, Türkçenin zenginliğini ortaya koymak, Türkçeyi bilim dili haline getirmek ve Türkçenin kendi kurallarına göre türetilmiş kelimelerle Türkçeye milli bir gelişme yolu çizmek amacıyla Türk Dil Kurumu’nu açmıştır.
50. Yeni Türk Devleti'nde,
I. Saltanatın kaldırılması
II. Türk parasını koruma ile ilgili kanun çıkarılması
III. Mahkemelerde tanıklıkta kadın - erkek eşitliğinin sağlanması
gelişmeleri laiklik, cumhuriyetçilik ve milliyetçilik ilkeleriyle ilişki bakımından aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak gruplanmıştır?
Laiklik Cumhuriyetçilik Milliyetçilik
A) I II III
B) III I II
C) II III I
D) III II I
E) I III II
(2002 - ÖSS)
Atatürk ilkelerinin bilinmesi ve ilkelerle inkılaplar arasında ilişki kurulabilmesi bu tür soruların çözümünü kolaylaştırmaktadır. Önce soruda geçen ilkelerle ilgili kısa bilgi verelim :
Cumhuriyetçilik: Cumhuriyet bir devlet biçimidir. Cumhuriyette esas olan ilk öge, devlet başkanının belli bir süre için seçilerek iş başına gelmesidir. Bu yönüyle cumhuriyet, monarşilerden ayrılır. Devlet şekli olarak Cumhuriyet; egemenliğin bir kişi veya zümreye değil, toplumun tümüne ait olduğu devlet sistemidir. Hükümet şekli olarak Cumhuriyet; başta devlet başkanı olmak üzere devletin temel organlarının seçim ilkesine göre kurulmuş olduğu, özellikle bunların oluşmasında veraset ilkesinin rol oynamadığı bir hükümet sistemidir.
Milliyetçilik: Milliyetçilik, milletin tüm bireyleriyle milli benliğinin bilincine varması, ülke ve millet bütünlüğü içerisinde varlığını sürdürmesi ve yükseltmesi ilkesidir.
Laiklik: Laiklik din ve devlet işlerini birbirinden ayıran, dinin politik çıkarlara alet edilmesini reddeden; kişilerin din ve vicdan özgürlüğünü tanıyan ve koruyan, akıl ve bilimin egemen olduğu devlet ve toplum düzenini öngören bir ilkedir. Laiklikte hukuk kurallarının dine dayandırılmaması esastır.
I. Saltanatın kaldırılması ulus egemenliğinin (Cumhuriyet) önündeki en büyük engeldir. Çünkü, devleti idare edecek kişilerin aynı aileden gelmesi ulusun yöneticisini seçmesini engellemektedir. I. öncül Cumhuriyetçilik ilkesiyle ilgilidir.
II. Türk parasını koruma Milliyetçilikle ilgilidir.
III. İslam dinin esaslarına göre düzenlenen Mecelle'ye göre mahkemelerde iki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine denk sayılıyordu. Hukukun laikleştirilmesiyle hukuk kuralları dini esaslara göre değil, akıl ve bilime dayandırılarak düzenlenmiştir. Böylece kadınlar ve erkekler şahitlik konusunda birbirine eşit kabul edilmiştir. III . öncül Atatürk'ün laiklik ilkesiyle ilgilidir.
51. Yeni Türk Devleti'nde,
I. İthal edilen malların gümrük vergilerinin artırılması
II. Üretimde kalitenin korunmasıyla ilgili kanun çıkarılması
III. Bir kısmı ticaretle uğraşan Rumların mübadele ile Yunanistan'a gönderilmesi
uygulamalarından hangilerinin, Türk mallarının iç pazarlarda sürümünü artırdığı savunulabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
D) I ve II E) II ve III
(2002 - ÖSS)
Yeni Türk Devleti ithal edilen malların gümrük vergilerini artırarak ülkeye dışarıdan mal girişini zorlaştırmıştır. Böylece, Türk mallarının iç pazarlardaki sürümü artmıştır (I). Üretimde kalitenin korunması dışarıdan mal girişine gereksinimi önlemiş ve iç piyasada Türk mallarına yönelimi artırmıştır (II). Mübadeleye tabî tutulan Rumların Türk ticaretine etkisi belirtilmediği için Türk mallarının sürümünü artırmasıyla ilgili bir sonuca ulaşmamız mümkün değildir (III).
52. Türkiye Cumhuriyeti’nde,
I. Öğretim Birliği Kanunu’nun kabul edilmesi,
II. tekke ve türbelerin kapatılması,
III. medreselerin kapatılması
gelişmelerinden hangilerinin kültür değişmesini kolaylaştırdığı savunulabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
D) II ve III E) I, II ve III
(2003 - ÖSS)
Toplumların kültürel değişikler geçirmesi için, eski uygulamaların ve anlayışların değişmesi gerekmektedir. Bu da eski kurumların ve uygulamaların ortadan kaldırılmasıyla olacaktır. Soruda belirtilen Öğretim Birliği Kanunu’nun kabulü, tekke ve türbelerin kapatılması ve medreselerin kapatılması inkılaplarıyla eski kurumlar ve anlayışlar terk edilerek yeni kurum ve uygulamalar benimsenmiştir. Bu durum Avrupa kültürü ile etkileşimi ve kültürel değişmeyi kolaylaştırmıştır.
53. I. İnanç özgürlüğünü geliştirme
II. Yabancılara verilen ayrıcalıkları kaldırma
III. Laik devlet düzenine geçme
Yukarıdakilerden hangilerinin, Halifeliğin kaldırılması için bir gerekçe olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve III
D) II ve III E) I, II ve III
(2003 - ÖSS)
Tarihin seyri içerisinde halifelik, Müslümanların dini ve siyasi lideri olarak varlığını sürdürmüştür. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, laiklik ilkesini benimsemişti. Bu nedenle din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması ve dinsel kurumların faaliyetlerinin sona erdirilmesi gerekiyordu. Laik devlet anlayışında devlet, bütün dinlere aynı uzaklıkta bulunur ve biri lehinde eğilim göstermez. Türkiye Cumhuriyeti, laik devlet düzenine geçerek ülkede inanç özgürlüğünü genişletmeyi amaçlamıştır.
54. I. Arap alfabesi yerine yeni Türk alfabesinin kabul edilmesi
II. Belli bir günün hafta tatili kabul edilerek herkesin bu gün tatil yapması zorunluluğunun getirilmesi
III. Farklı uzunluklarda olan arşın ve endaze yerine metrenin kullanılması
Yukarıdaki inkılapların hangilerinde, ülke içindeki uygulamalarda birlik sağlanması amaçlanmıştır?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II
D) II ve III E) I, II ve III
(2003 - ÖSS)
Soruda Atatürk’ün inkılaplarından hangileriyle ülke içinde birliğin sağlanmasının amaçlandığı sorulduğuna göre öncülleri incelemekte fayda var.
I. Yeni Türk alfabesi kabul edilinceye kadar sadece Arap alfabesi kullanıldığı için, bu konuda ayrılık yoktu. Yeni alfabenin kabulü ile Arap alfabesi tamamen terk edilmiştir.
II. Hafta tatili pazar gününe alınarak ve tatil zorunluluğu getirilerek bu konuda birlik sağlanmıştır.
III. Farklı uzunluk ve ağırlık değeri taşıyan ölçü birimlerinin kaldırılarak ülke genelinde aynı ölçülerin kullanılması ticaret ve diğer işlerde birliği sağlamıştır.
55. Atatürk, “Benim yaptığım işler, biri ötekine bağlı ve gerekli olan şeylerdir.” demiştir.
Atatürk’ün, bu sözüyle, yaptığı işlerin,
I. birbirini tamamlayıcı olma,
II. ikili uygulamalara son verme,
III. bir ihtiyaca cevap verme,
IV. zaman içinde, yavaş yavaş benimsenme
özelliklerinden hangilerini vurguladığı savunulabilir?
A) Yalnız I B) I ve II C) I ve III
D) II ve IV E) II, III ve IV
(2003 - ÖSS)
Bu soruda Atatürk inkılaplarının özellikleri sorulmaktadır. Atatürk’ün sözünde belirttiği “... yaptığım işler, biri ötekine bağlı...” ifadesi ile I. öncülü, “... gerekli olan şeylerdir.” ifadesi ile III. öncülü rahatlıkla savunabiliriz. _________________
|
|
| Başa dön |
|
 |
|
THe_LooPuSYaLNıZıM ve SeNSiZiM

 Durum: Çevrimdışı Kayıt: 04.10.2006
Mesajlar: 4959 Şehir: İSTANBUL
Level: 51
|
Tarih: Sun Jul 01, 2007 8:04 am Mesaj konusu: |
|
|
Avrupa Tarihi – 27 soru
1. Ortaçağ’ın sonlarına doğru,
I. Avrupa devletlerinin ekonomik bakımdan geliştikleri,
II. Atlas Okyanusu kıyısındaki limanların önem kazandığı,
III. Avrupa devletlerinin sömürge imparatorlukları kurmaya başladıkları görülmüştür
Bu gelişmelerin, aşağıdakilerden hangisinin sonucu olduğu söylenebilir?
A) Reform hareketlerinin
B) Ulusçuluk akımlarının
C) Derebeylikler kurulmasının
D) Kavimler Göçü’nün
E) Coğrafya Keşiflerinin
(1982 - ÖSS)
Avrupa devletlerinin ekonomik bakımdan gelişmeleri, Atlas Okyanusu kıyısındaki limanların önem kazanması ve Avrupa devletlerinin sömürge imparatorlukları kurmaya başlamaları Coğrafya Keşiflerinin sonucunda gerçekleşmiştir.
2. I. Bazı Avrupa devletleri, Ortaçağ’ın sonlarına doğru, skolastik düşünceyi bırakıp klasik kültürü yeniden canlandırarak Rönesans’ı gerçekleştirmişlerdir.
II. XVI. yüzyıl Avrupası’nda, bazı kişi ve devletler Papalığa karşı çıkarak dinde yeni bir düzenlemeye gitmişlerdir.
Yukarıdaki olayların ortak amacı nedir?
A) Gelişmeyi önleyici engelleri kaldırma
B) Var olan toplum düzenini koruma
C) Din, düşünce ve yönetimde eski uygulamalara dönme
D) Uluslararasında kültür birliği sağlama
E) Halkı yönetime ortak etme
(1982 - ÖSS)
Orta Çağ Avrupası’nın en güçlü kurumları Kilise ve Papalık idi. Bu iki kurum varlığını, etkisini ve gücünü skolastik düşünceden alıyordu. Skolastik düşünce dogmatik bir düşünce olduğundan yeniliklere, tartışmalara ve bilime karşıydı. Bu da her türlü gelişmeyi engelleyici bir faktördü. Bundan dolayı XV. yüzyılda Avrupa’da Kilise ve Papalığa karşı bir hareket başladı. Bu hareket Rönesans ve Reform’u doğurdu. Böylece gelişmeyi engelleyici faktörler ortadan kaldırıldı.
3. İnsan haklarına ilişkin olarak 1688'den bugüne değin, bazı kuruluşlar tarafından bildirgeler yayınlanmıştır.
Bu bildirgelerin zamanla daha kapsamlı bir hale gelmesinde aşağıdakilerden hangisinin önemli bir etken olduğu savunulabilir?
A) İnsana verilen değerin giderek artması
B) Büyük savaş olasılığının giderek azalması
C) Devletlerin yönetim biçimlerinin farklı olması
D) Devletlerin kalkınma hızlarının farklı olması
E) İnsan hak ve özgürlüklerinin giderek daha çok sınırlandırılması
(1982 - ÖSS)
Avrupa’da Kilise ve Papalık gibi kurumların skolastik düşünceyi savunmaları akıl ve düşüncenin gelişmesini önlemiş, buna tepki olarak ortaya çıkan Rönesans ve Reform gibi hareketler gelişmeyi engelleyici faktörleri ortadan kaldırmıştır. Böylece Aydınlanma Çağı başlamıştır. Otuz Yıl Savaşları’nın (1618 - 1648) da sona ermesi Avrupa’da akıl, deney ve gözlem devrini açmış, böylece insan değer kazanmaya başlamıştır.
4. I. Fransa’da, XVI. Lui zamanında ve daha sonra ortaya çıkan hareketlerde ya kral tahttan indirilerek cumhuriyet kurulmuş ya da cumhuriyete son verilerek krallık veya imparatorluğa geçilmiştir.
II. Osmanlı Devleti’nde, zaman zaman iç isyanlar çıkmış ve bazı padişahlar tahttan indirilmiş olmasına karşın Osmanlı Saltanatı devam etmiştir.
Bu iki durum karşılaştırıldığında, Osmanlı Saltanatının uzun süre devam etmiş olması nasıl açıklanabilir?
A) Fransa’daki yönetimin güçsüz, Osmanlılardaki yönetimin güçlü olmasıyla
B) Fransa’daki hareketlerin devlet düzenini, Osmanlılardakilerin ise kişileri değiştirmeye yönelmiş olmasıyla
C) Fransa’daki soyluların, Osmanlılardaki yeniçerilerden daha etkin olmasıyla
D) Fransa’da dış güçlerin etkili, Osmanlılarda ise dış güçlerin etkisiz olmasıyla
E) Padişahlığın, krallıktan daha kutsal sayılmasıyla
(1982 - ÖSS)
I. Bölümde görüldüğü gibi Fransa’da isyanlar sonucu cumhuriyet, krallık ve imparatorluk gibi rejimler kurulmuştur.
II. Bölümde ise Osmanlı Devleti’nde bazı padişahlar isyanlar sonucu tahttan indirilmiştir. Seçenekleri incelediğimizde bu açıklamalara en uygun cevap B seçeneğinde görülmektedir.
5. Matbaanın icadı ve kullanımının yaygınlaşmasıyla aşağıdakilerden hangisi arasında doğrudan bir ilişki yoktur?
A) Okuma yazma bilenlerin artmaya başlaması
B) Haber ve düşüncelerin daha çabuk yayılması
C) Monarşik yönetimlerin güç kazanması
D) Reform hareketlerinin yaygınlaşması
E) Rönesans’ın doğması ve gelişmesi
(1983 - ÖSS)
A, B, D ve E seçenekleri matbaanın icadı ve kullanımından doğrudan etkilenmiş olayları vermektedir. C seçeneğinin ise matbaanın icadı ile doğrudan bir ilişkisi yoktur.
6. Avrupa’da
I. Barut yapmanın öğrenilmesi
II. Derebeyliğin yıkılması
III. Ateşli silahların yapılması
IV. Merkeziyetçi yönetimlerin güçlenmesi
olaylarının oluş sırası nedir?
A) I., III., II., IV. B) III., IV., I., II.
C) II., IV., I., III. D) IV., II., III., I.
E) I., II., III., IV.
(1983 - ÖSS)
Bu soru bir kronoloji sorusudur. Olayların gerçekleşme zamanı sorulmuştur.
İlk olarak barut yapımı öğrenilmiş, ikinci olarak barut ateşli silahlarda kullanılmış, üçüncü olarak bu silahlarla derebeylikler yıkılmış, son olarak da merkeziyetçi yönetimler güçlenmiştir.
7. I. Yeni ticaret yollarının bulunması
II. Rönesans ve Reform hareketleri
III. Fransız İhtilali
IV. Amerika’nın keşfi
V. Otuz Yıl Savaşları
VI. Mutlak krallıkların kurulması
Bunlardan hangileri, siyasal ve ekonomik açıdan Osmanlı İmparatorluğu’nu diğerlerinden daha fazla etkilemiştir?
A) I., III. B) II., IV. C) IV., VI.
D) II., V. E) V., VI.
(1985 - ÖSS)
Soruda verilen gelişmelerden bazıları Osmanlı Devleti’ni etkilemiş, bazıları ise etkilememiştir. Bunlardan yeni ticaret yollarının bulunması, Osmanlı Devleti’nin ekonomisini olumsuz etkilemiştir. Fransız İhtilâli de siyasal bakımdan olumsuz etkileyen olaylardandır. Rönesans, Reform, Amerika’nın keşfi, Otuzyıl Savaşları ve Mutlak krallıkların kurulması Osmanlı Devleti’ni etkilemeyen ya da çok az etkileyen bölgesel olaylardır.
8. Yeniçağ’da barutun ateşli silahlarda kullanılması, müstahkem mevkilerin ve kalelerin çökertilmesinde etkili olmuştur.
Avrupa’da krallar, mutlak otoritelerini gerçekleştirmek için bu gücü öncelikle aşağıdakilerden hangisine karşı kullanmışlardır?
A) Derebeyliklere
B) Sömürgelerindeki direnişçilere
C) İstilacılara
D) Farklı dinden olan toplumlara
E) Komşu devletlere
(1986 - ÖSS)
Kavimler Göçü’nden sonra ortaya çıkan derebeyler kralların mutlak otoritelerini, sınırlayarak sarstılar. Ateşli silahların icadı ve topun geliştirilmesiyle, krallar, derebeylerin şatolarını yıkarak feodaliteye son verdiler. Böylece krallar mutlak otoritelerini yeniden sağlamış oldular.
9. Ortaçağ’ın başlangıcı sayılan Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılması Asya kıtasını bile etkilemezken, Yakınçağ’ın başlangıcı sayılan Fransız İhtilali tüm dünyayı etkilemiştir.
Fransız İhtilali’nin bu derece etkili olmasının nedenlerinden biri aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Getirdiği ilkelerin evrensel nitelikli olması
B) Kısa sürede gerçekleştirilmiş olması
C) Amerikan İhtilali’nden etkilenmiş olması
D) Fransa’nın denizaşırı sömürgelere sahip olması
E) Fransa’nın güçlü bir Avrupa devleti olması
(1987 - ÖSS)
Batı Roma’nın yıkılması sonuçları bakımından bölgesel bir olaydır. Avrupa dışındaki ülkeleri hiçbir yönüyle etkilememiştir. Fakat Fransız İhtilali milliyetçilik, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi yeni ve orjinal fikirler yaymış ve geniş halk kitlelerini etkilemiştir. Geniş halk kitlelerini ilgilendiren ilkeler ortaya atması Fransız İhtilali’nin evrensel nitelikli olay olduğunun bir kanıtıdır.
10. Skolastik düşünceyi yıkarak yerine pozitif düşünceyi getiren Hümanizma hareketlerinin İtalya’da başlamasında, İtalya’nın aşağıdaki özelliklerinden hangisi en çok etkili olmuştur?
A) Farklı rejimlerdeki devletlere bölünmüş olması
B) Önemli bir ticaret merkezi olması
C) Roma ve Hellen kültürlerinin etkilerinin sürmekte olması
D) Hıristiyan aleminin dini merkezinin burada bulunması
E) Akdeniz’in ortasında bir yarımada olması
(1988 - ÖSS)
Eski Yunan, Latin ve İbranice metinlerin incelenmesine ve çevirilerinin yapılmasına hümanizma denilmiştir. Hümanizma hareketi Rönesans’ın başlamasını sağlamıştır. Hümanizma hareketinin İtalya’da başlamasında Roma ve Helen uygarlıklarına ait eserlerin burada bulunması etkili olmuştur.
11. Aşağıdakilerden hangisi, Endüstri İnkılâbı’nın gerçekleşmesiyle ortaya çıkan hammadde ve pazar ihtiyacındaki artışın sonuçlarından biri değildir?
A) Almanya’nın İngiltere’ye rakip çıkması
B) Sömürgeciliğin yaygınlaşması
C) Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması
D) Büyük şirketlerin kurulması
E) Coğrafya Keşiflerinin başlaması
(1989 - ÖSS)
Endüstri İnkılâbı ilk olarak İngiltere’de, XVIII. yüzyıl sonlarına doğru ortaya çıkmış ve Avrupa’da hızlı bir şekilde yayılmıştır. Tabii olarak Sanayi İnkılâbı’nın sonuçları XIX. yüzyıldan itibaren ortaya çıkacaktır.
Coğrafya Keşifleri ise XV. ve XVI. yüzyılda olmuş bir olaydır. Bundan dolayı XVIII. yüzyılda meydana gelen Endüstri İnkılâbı’nın bir sonucu olamaz.
12. Yeniçağ’da görülen aşağıdaki gelişmelerden hangisi, İspanya ve Portekiz’in gelir kaynaklarını artırmalarında ve sömürgeci birer devlet olmalarında etkili olmuştur?
A) Matbaanın bulunması
B) Barutun kullanılması
C) Rönesans Hareketleri
D) Reform Hareketleri
E) Coğrafya Keşifleri
(1990 - ÖSS)
Seçeneklerde görülen olayların bütünü Yeni Çağ başlarında meydana gelmiştir.
A, B, C ve D seçenekleri, kültürel ve siyasi gelişmelere neden olmuştur. Bu olayların ekonomik bir sonuçları yoktur.
E seçeneğinde verilen Coğrafi Keşifler ise Osmanlı Devleti ile birlikte Venedik ve Ceneviz’in de olumsuz yönde etkilenmesine neden oldu. Buna karşılık İspanya ve Portekiz sömürgeci olmaya başladılar.
13. Aşağıdakilerden hangisi, Ortaçağ’da kiliseyi temsil eden Papalığın siyasal bir güç olduğuna kanıt olarak gösterilemez?
A) Kendi hakimiyetinde toprakları olması
B) Çok sayıda din adamı yetiştirmesi
C) Kralları aforoz etme yetkisinin bulunması
D) Haçlı Savaşlarını düzenlemesi
E) Krallara taç giydirmesi
(1990 - ÖSS)
Orta Çağ’da kilise, geniş topraklara ve onun getirdiği zenginliklere sahip olmuştu. Kiliseyi temsil eden Papalığın krallara taç giydirmesi, Haçlı Seferlerini başlatması, kralları aforoz etme yetkisine sahip olması ve geniş topraklara sahip olması Papalığın büyük bir güç olduğunu göstermektedir.
B seçeneği ise kilisenin devamını sağlamaya yönelik bir olaydır. Dinsel bir nitelik taşır; siyasal yanı yoktur.
14. I. Ümit Burnu’nun keşfedilmesi
II. Süveyş Kanalı’nın açılması
III. Barutun ateşli silahlarda kullanılmaya başlanması
IV. Sömürgeciliğin hızlanması
V. Amerika Kıtası’nın keşfedilmesi
Bu gelişmelerden hangileri Osmanlı ülkesinin stratejik öneminin artmasında etkili olmuştur?
A) I ve II B) I ve V C) II ve IV
D) III ve V E) IV ve V
(1991 - ÖSS)
Soruda verilen öncüller göz önüne alındığında, Ümit Burnu’nun keşfedilmesi, Osmanlı ülkesinden geçen Baharat Yolu’nun yön değiştirmesine neden oldu. Bu durum Osmanlı ülkesinin stratejik önemini azalttı. Barutun ateşli silahlarda kullanılması Avrupa’daki siyasi hayatı etkiledi. Amerika Osmanlı ülkesine uzak olduğundan ve bağlantı olmadığından stratejik öneminin artmasını etkilemedi.
Ancak Coğrafya Keşifleri’yle doğu ticaret yollarına olan hakim olan Avrupalılar sömürge imparatorlukları kurarak doğudan batıya ekonomik değeri olan malları taşımaya başladılar. Fakat kullandıkları yol oldukça uzundu. Osmanlı ülkesinde Süveyş Kanalı’nın açılması Avrupa ile Uzak Doğu arasındaki yolu yarı yarıya kısalttı. Böylece sömürgecilik ve Süveyş Kanalı Osmanlı Devleti’nin stratejik önemini artırmış oldu.
15. Bizans İmparatorluğu’nda hükümdarlık makamını kendine güvenen ve yeterince güçlü olan kişiler ele geçirebilirdi.
Bu durum, Bizans İmparatorluğu’nda aşağıdakilerden hangisine neden olmuştur?
A) Hükümdarların yetkilerinin sınırlanmasına
B) Dinin devlet yönetiminde etkisinin azalmasına
C) Askeri ve sivil yönetimin birbirinden ayrılmasına
D) Birden fazla soyun yönetime gelmesine
E) Ülkenin küçük eyaletlere bölünmesine
(1992 - ÖSS)
Bizans İmparatorluğu’nda devamlı en güçlü soy yönetime gelmiştir. Sülale yönetimi Bizans gibi birçok ülkede uygulanmıştır. Bu tarz yönetim devletin buhranlı dönemlerinde sık sık darbelere neden olmaktaydı. Darbe yapan soy tahtı ele geçirirdi. Bu nedenle Bizans otoritesi sık sık taht değişiklikleri ve onun getirdiği sıkıntılara sahne oluyordu.
16. Ortaçağ’da Hindistan ve Çin’den Avrupa’ya gelen malların çok el değiştirmesi, bu malın Avrupa’da pahalıya satılmasına neden oluyordu.
Bu durum, Yeniçağ başlarında Avrupalıları aşağıdakilerden hangisine yöneltmiştir?
A) Asya ülkeleri ile doğrudan ticaret yapma yollarını aramaya
B) Asya’dan Avrupa’ya göçleri engellemeye
C) Asya ülkeleri ile siyasi ilişkileri başlatmaya
D) Temel ihtiyaç maddelerini değiştirmeye
E) Tüketim mallarının dağıtımını sınırlandırmaya
(1992 - ÖSS)
Avrupalılar Haçlı Seferleriyle İpek ve Baharat yollarının kontrolünü ele geçiremeyince bundan sonra devamlı olarak bu yollara sahip olmaya yönelik bir politika izlediler. Çünkü Doğu’nun malları Avrupa’ya kadar gelişi sırasında birçok el değiştirmesi yüzünden çok pahalıya mal oluyordu. Bu durum Avrupalıları Asya ülkeleri ile doğrudan ticarete yöneltmiş, sonuçta Coğrafya Keşifleri başlamıştır.
17. Avrupa toplumlarında Katolik Kilisesi’ne bağlılık, Haçlı Savaşlarından sonra eski gücünü kaybetmiştir.
Bu durum aşağıdakilerin hangisinde etkili olmuştur?
A) Hıristiyanların Kudüs’ü kutsal yer saymasında
B) Feodal rejimlerin kurulmasında
C) Kavimlerin yer değiştirmesinde
D) Mezhep Savaşlarının sona ermesinde
E) Özgür düşünce ortamının oluşmasında
(1993 - ÖSS)
Orta Çağ boyunca Hristiyan dünyası iki büyük mezhebin etkisi altında kaldı. Bunlar Katolik ve Ortodoks mezhepleridir. Katolik mezhebinde Papanın yanılmazlığı anlayışı hakimdi. Kilisenin büyük toprakları ve malikâneleri vardı. Haçlı Seferlerine kadar halk, bilim, düşünce, sanat ve krallar üzerinde etkili olan Katolik Kilisesi Haçlı Seferleriyle eski gücünü yitirdiğinden önceden baskı kurduğu kurumlar üzerindeki etkisini kaybetti. Böylece Avrupa’da özgür bir düşünce ortamı oluşmaya başladı.
18. Ortaçağ’da Avrupa toplumlarının soylular, rahipler, burjuvalar ve köylüler olmak üzere sınıflara ayrılması aşağıdakilerden hangisini göstermektedir?
A) Şehirli sınıfın ticaretle uğraştığını
B) Halk arasında eşitsizlik olduğunu
C) Din adamlarının yetkilerine göre sınıflara ayrıldığını
D) Halkın yaşam düzeyinin yüksek olduğunu
E) Halk arasında belli mesleklere önem verildiğini
(1993 - ÖSS)
Orta Çağ’da (375-1453) soyluluk ve zenginlik çok önemli bir ölçü olduğu için halk çeşitli sınıflara ayrılmıştı. Bu sınıflar birbirlerinden çok farklı yapıya sahiplerdi. Babadan oğula geçen bir sınıf düzeni vardı. Bu da Avrupa’da halk arasında eşitsizlik olduğunu göstermektedir.
E seçeneği cevap gibi görünüyorsa da Avrupa’daki toplumların sınıflara ayrılması mesleki bir ayrılma olmayıp asalet ve gelire göre bir düzenlemedir.
19. Ortaçağ’da kurulan devletler | | |