Forum Anasayfa

  Portal Anasayfa    AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi   Cesur Türk Üye Kayıt Sözleşmesi (Kuralları Okuyunuz) Cesur Türk Üye Kayıt Sözleşmesi (Kuralları Okuyunuz) 
 
Hesabınız Hesabınız   Kişisel Mesajlar Kişisel Mesajlar   Oturum Aç Oturum Aç 
Cevapsız mesajlar

Etiketler: dizi izle , film izle , indir , video izle , youtube izle , dizi indir , bölüm özeti , oku, film indir , dizi, seyret , yutube
ceza hakkında

 
 

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Forum Anasayfa -> Sanatçı Fanları -> Ceza Fan
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
THe_LooPuS
YaLNıZıM ve SeNSiZiM
YaLNıZıM ve SeNSiZiM

Durum: Çevrimdışı
Kayıt: 04.10.2006
THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar THe_LooPuS herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar 
Mesajlar: 4912
Şehir: İSTANBUL
Level: 51
Aktiflik: 82 / 280  
 29%
Seviye: 10655 / 10655  
 100%
Deneyim: 4876 / 4953  
 98%

MesajTarih: Mon Jul 23, 2007 6:44 pm    Mesaj konusu: ceza hakkında

"Elektrik İdaresi’ndeki İşini Artık Müzik Yaparak Yaşamak İstediği İçin Bıraktığından Bu Yana Ceza Hayli Yol Kat Etti. Medcezir Ve Rapstar’ın Ardından Şimdi Üçüncü Solo Albümü Yerli Plaka’yı Piyasaya Çıkarmaya Hazırlanıyor, Sezen Aksu’yla Düet Yapıyor Ve Değişmediğini Söylüyor. Peki Buna İnanmalı Mıyız?" Rolling Stone, Ceza ile çok özel bir söyleşi yaptı. Bu söyleşide merak ettiğiniz bir çok şeyi öğrenebilirsiniz. Rap'e verdikleri destek için Rolling Stone Dergisi ve ekibine teşekkürlerimizi sunuyoruz. AYHAN ABAYHAN'ın yaptığı çok özel söyleşiyi okumak için haberi takip edin...

Balmumcu’daki Digitolia Stüdyosu’nda, Yerli Plaka’nın son rötuşları atılıyor. Bir ay kadar önceki ilk buluşmamızdan tecrübeliyiz; Ceza yine trafiğe yakalanmış ama birazdan yanımızda olacakmış. Sorun değil, daha bile iyi hatta. Hazır stüdyodayken, fırsattan istifade, haziranın son haftasından piyasaya sürülecek olan yeni albümü Yerli Plaka’dan şarkılar dinleyebiliriz belki. Bu isteğimi dile getiriyorum, hemen akabinde de albümle aynı adı taşıyan şarkı dönmeye başlıyor. İnsan stüdyo ortamında çarçabuk havaya girdiği için midir bilinmez, çalan şey daha ilk saniyelerden tüylerimi harekete geçiriyor. Fatih Akın’ın Crossing The Bridge’inden de hatırlarsınız, Ceza’nın dakikada bilmem kaç kelime saydırabilmek gibi üstün bir yeteneği var. Şarkının “Ceza rap yapar, çok kötü toslar” şeklinde giden sözleri buna rağmen dikkatten kaçmıyor. Daha sonra ise hikayeyi özetleyen asıl bölüm geliyor: “Az konuşana kurdela takacaklar, kara tahtaya da Ceza yazacaklar”. Ceza’yı bir çırpıda anlatıveriyor bu sözler.


Şarkı sözlerindeki muhalif tavra, hazır cevap oluşuna ve konserlerde ona sallayan kitleye karşı geliştirdiği tutuma bakarak, çok konuştuğu için sürekli kara tahtaya yazılan yaramaz bir öğrenciye benzetebilirsiniz Ceza’yı. Kendisi de zaten böyle algılanmak istiyor belli ki, şarkılarında da bu yüzden lafını esirgemeyen adam portresi çiziyor. Ama ‘rapstar’ olarak dolaşmak zorunda olmadığı anlarda, yani normal hayatta, sınıfın sessiz, mülayim ve olmazsa olmaz asosyal karakteri o. Stüdyoya girer girmez, gecikmeden dolayı üzgün olduğunu söylerken suratında oluşan mahçup ifade yeterli oluyor bu yargıya varmak için. Zaten ilerleyen dakikalarda, okul yıllarında nasıl bir tip olduğunu tarif etmeye çalışırken de doğrudan “asosyaldim” diyerek başlıyor lafa: “Problemli bir okul hayatım oldu, zaten biraz da geç bitirdim okulu. En başından, ilkokuldan itibaren böyleydim, dersleri hiç anlamadım, okulu hiç sevemedim. Kafam farklı şeylere çalışıyordu. Daha fantastik şeyler düşünüyordum, herkesin sevdiği şeyleri sevmiyordum. Yaptığım müziği de bu şekilde sevmeye başladım zaten. Çok uzunca bir süre sosyalleşemedim açıkçası.”
Ceza, 1976’nın son gecesinde, Üsküdar’da dünyaya gelmiş. Orta sınıftan düşük gelirli bir ailenin ilk çocuğuymuş. Bu ayrıntıyı ve Üsküdar’ı hemen her albümde bir şekilde gündeme getiriyor Ceza. Yeni albümü için Sezen Aksu ile birlikte kaydettiği “Gelsin Hayat Bildiği Gibi” adlı şarkıda ise geldiği yeri ve yaptığı işleri daha vurucu bir biçimde anlatmış örneğin. “Üsküdar style”ı biraz açmasını istiyorum, hemen başlıyor anlatmaya: “Bilenler bilir, Üsküdar sert bir yerdir. Muhafazakarlık da vardır biraz. Ordan çıkıp sesimi duyurabildim, insanlar burdan az çok tahmin edebilirler ne kadar sert bir yerden geldiğimi. Üsküdar, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir yerdir öte yandan da. Biz gecekonduda da yaşadık. Daha sonra -yine Üsküdar’da- yaşadığım bölgede Yahudi, Rum ve Ermeniler vardı. Bütün komşularım, arkadaşlarım böyleydi. Üsküdar Yahudilerin ilk yerleşim yerlerinden biridir zaten. Çok fazla kilise vardır. Bu durum şarkı sözlerime de yansıdı zaten. Irkçılığa, faşizme karşı olduğumu bu yüzden anlattım. Üsküdar’da gördüklerimi, yaşadıklarımı anlattım, orayı her yönüyle yansıttım. Bu yüzden Üsküdar stil dendi.”


Tekrardan eski günlerine dönüyoruz. Okulu hiç sevmemesine, orda olup bitenleri hiçbir şekilde anlayamamış olmasına rağmen, neredeyse sonuna kadar devam ettirmeyi başarmış öğrenimini. Teknik liseden mezun olduğu için de iş bulmakta zorlanmamış. Hayatı da işte tam olarak bu noktada, yani Elektrik İdaresi’nde teknisyen olarak işe başladığı an itibariyle şizofren bir hal almış, çünkü aklı yine ‘bambaşka şeyler’e kayıyormuş Ceza’nın.


“Çok küçükken başladım müzik dinlemeye. Babamın plakları vardı, rock ağırlıklı bir arşivdi. Hiç ayrım yapmadan dinledim müziği, ama en çok rap’i sevdim.” Daha önceki konuşmamızda, son dönemlerde neler dinlediğini sorduğumda hip-hop camiasından herhangi bir isim saymamıştı Ceza. Okuduğum diğer yazı ve röportajlarında da böyle bir örneğe rastgelmemiştim henüz. Dolayısıyla kimlerden ilham aldığını, onu neyin rap müziğe ittiğini daha da merak eder olmuştum. “The Sugarhill Gang. Her yerde çalıyordu zaten, bilirsin mutlaka,” diyor bunun üstüne ve hatırlamamı sağlamak için şarkıyı söylemeye, daha doğrusu rap yapmaya başlıyor. Eski zamanlar belli ki eğlendiriyor onu, biraz daha mırıldandıktan sonra rap’e nasıl gönül verdiğini anlatmaya devam ediyor: “Onu duyduğumda ‘Aa, ne güzelmiş bu, adam konuşup duruyor ama duygusu, ruhu da var’ diye düşünmüştüm. İlkokul çağında arkadaşlarımdan çektiğim kasetlerden birinin içinde de birkaç old school rap şarkısı vardı. Onları dinlerdim. TRT’de izlediğim filmlerden de çok etkilenirdim, breakdance’lı falan gençlik filmlerinden. Dansçılar, DJ’ler vardı filmlerde, atmosfer beni çok etkilemişti. Ama yalnızdım tabii, bu işi tek başıma nasıl öğreneceğimi, nasıl yapacağımı bilmiyordum. Gördüm, etkilendim, yapmak istedim ve yaptım neticede.”


İşin başında olduğu gibi, bugün geldiği noktada da herhangi bir kahramandan ya da rol modelden bahsetmiyor Ceza. Güvenini büyük başarılara imza attıktan sonra mı kazanmış, yoksa kendisine ve yapabileceklerine sonuna kadar inandığı için mi böylesine başarılı olmuş, kestirmek güç. Yerli Plaka’nın prodüktörü Ayhan Sayıner’in üstüne basa basa söylediği gibi, belki de “basbayağı böyle, basbayağı bu iş için doğmuş,” Ceza. Söz yazmaya başladığı ilk zamanları ya da ilk solo albümü Medcezir’in başarısını anlatırken de tek başına aştığı yolları işaret ediyor sürekli: “ ’90’ların başında söz yazmaya başladım. Zaman içinde yeni insanlarla tanıştım, stüdyoda çalışmaya da bu şekilde başladım. Bu işi bize öğreten, yol gösteren biri çıkmadı. Kendi kendimize başladık, kendimiz öğrendik, kendimiz yarattık.”
Ceza’nın Kadıköy’ün underground rap ortamında faal olarak varlık göstermeye başlaması 1996 yılına tekabül ediyor. Bu dönemde yer aldığı ilk grup ise, DJ’ler, kaykaycılar ve kendisi gibi mc’lerden oluşan Urban Crime Squad. “Underground bir ortamdı, konserlere çıkıyorduk. En fazla 20-30 kişi oluyordu. Dış görünüşümüze, kıyafetlerimize epey tepki geliyordu. Şimdilerde biraz daha alıştı insanlar ama önceleri kabullenmiyorlardı bu imajı. Çok zorlandık, kavga bile ettik bunun için,” diyor ve işi büyütmek konusunda ne kadar istekli olduğunu gösteren şu sözleri söylüyor: “Ben üretmek istiyordum, müziğin bir hobi olarak kalmasını istemiyordum.”
Önce okul, daha sonra da iş yüzünden bir hobi olarak kalmaya devam etmesi gereken müzikal maceralarında ilk ciddi adımı Nefret ile atıyor Ceza. Bu projeyi Bakırköy tayfasından biriyle hayata geçirmiş olması ise önceleri tuhaf karşılanıyor, zira Amerikan rap’indeki Doğu Yakası – Batı Yakası çekişmesi kadar sert olmasa da İstanbul’da da “Anadolu Yakası – Avrupa Yakası” şeklinde ikiye bölünmüş bir rap camiasından bahsetmek mümkün. Ceza Anadolu Yakası’nı temsil ediyor, Dr. Fuchs ise Avrupa Yakası’nı: “Amerika’daki gibi çok keskin bir ayrım yoktu. Herkes kendini bir şekilde göstermek, kanıtlamak istiyordu, bu yüzden arada sataşmalar oluyordu. Şarkı sözleri için de iyi bir malzemeydi aslında,” diyor Ceza, Nefret’in nerede durduğunu anlatırken. Daha sonra ise barış sağlandığını anlatıyor: “ Ama biz bu sataşmalara bir son vermiş olduk, yani Anadolu Yakası’ndan bir rapçi, Avrupa yakasından bir diğer rapçiyle birleşiyor ve grup kuruyor. ‘Olmaz’ diye düşünülen bir şeyi gerçekleştirmiş olduk, bir anlamda da örnek olduk aslında camiadakilere.”


1997’de kurulan Nefret, rap camiasında ufaktan isim yapmaya başlıyor. İlk J&B Dans Festivali, H2000 Festivali ve Massive Attack öncesi sahne aldıkları Parkorman konseri, ikilinin fark edilmesini de sağlıyor. Türk rap piyasasının babası olarak kabul gören Tunç –Turbo- Dindaş’ın hazırladığı Yeraltı Operasyonu adlı serinin ilk albümünde dört şarkıyla yer alan Nefret’e bu noktadan sonra albüm teklifleri de yağmaya başlıyor. Unkapanı’ndan gelen garip teklifleri geri çeviren ikili, Hammer Müzik ile anlaşmaya oturuyor. İlk Nefret albümü Meclis-i Ala 2000’de piyasaya sürülüyor.


1999-2000 aralığını, yani Nefret’in plak şirketlerinden teklifler almaya başladığı dönemi hayatının en kritik anlarından biri olarak gösteriyor Ceza. Elektrik İdaresi’nde çalıştığı bu yıllarda ailesinden gizli gizli yürütüyor grup işlerini çünkü. İşte tam bir ‘yıldız’ hikayesi size: “97’de, okul biter bitmez, Elektrik İdaresi’nde işe başlamıştım, teknisyen olarak. Bir yandan çalışıyordum, bir yandan konserlere gidiyordum, stüdyoya giriyordum. Ailem de pek sıcak bakmıyordu müzik olayına, bir geleceği olduğuna inanmıyorlardı çünkü. Sadece ailem değil, çevremdeki pek çok insan bu şekilde düşünüyordu. Ben işin maddi kısmını ve geleceğini düşünmek istemiyordum ama. Aynen küçükken hissettiğim gibi, rap’i ilk kez keşfedip kendimi bu şekilde ifade etmek istediğimi fark ettiğimde olduğu gibi hissediyordum. Çünkü en başından beri kendi adıma karar verme şansım olmamıştı pek. Rap benim hayatta yapabildiğim tek şeydi, kendi başıma yapabildiğim, kimsenin karışmadığı tek şeydi. Ben bunu yapmaya devam etmek istiyordum.”


Meclis-i Ala, tahminlerin çok üstünde satarak (20-30 bin civarında) Türkiye’de bu müziğin gelişeceğine dair bir fikir oluşturdu. Nefret ise bu sayede ikinci bir albüm kaydedebilecekti. Konser sayısını arttıran ve Anadolu’ya kadar ulaşan ikili, tüm bu deneyimlerini 2001’de kaydettikleri ikinci albümleri Anahtar’a yansıttı. Erci-E, Fresh B, Funky C ve Bektaş gibi isimlerin yer aldığı bu albüm, Meclis-i Ala’nın satışlarını da ikiye katladı. Bu başarı, Ceza’nın gelecek planlarını şekillendirmesine de yardımcı olmuş: “İkinci albüm ilkinden daha çok ses getirdi, maddi anlamda da daha başarılı oldu. Benim hayallerim vardı. Diplomamla yapamayacağım şeylerin hayalini kuruyordum ben. Dünyanın farklı yerlerini dolaşmak, farklı insanların önüne çıkıp konuşabilmek, bir şeyler anlatabilmek, paylaşabilmek gibi mesela. Müziğimle bunu yapabileceğimi gördüm. Anahtar’dan sonra yurt dışından konser teklifleri de almaya başladık.”


Bundan sonra, hayatının dönüm noktası olarak gösterilebilecek bir kopuş yaşıyor Ceza. Grup arkadaşı Fuchs apar topar askere alınıyor. İşte o kritik karar anı: “2001’de İsveç’e gitmemiz gerekiyordu, bir konserimiz vardı. Bu sırada Fuchs’un askerlik problemi çıktı. Ben yine de gitmem gerektiğini düşünüyordum. İsveç’e bu şekilde, tek başıma gittim. Hayatımda ilk kez uçağa bindim, her şeyin başlangıcı da bu oldu belki de. Stockholm gibi güzel bir şehre gittim, beni tanımayan, -Türk olmayan- insanların karşısına çıkıp performans sergiledim ve herkesi kendime hayran bıraktım. Böylece yaptığım işe daha da fazla bağlandım. Ve işte o noktada ‘ben bu işi yapmak istiyorum, hayatımın bundan sonrasını bu şekilde geçirmek istiyorum,’ diye düşündüm. İstanbul’a döner dönmez de Elektrik İdaresi’ndeki işimi bıraktım.”


Eğer Nefret bu şekilde dağılmak zorunda kalmasaydı, Ceza’nın solo olarak kaydettiği türde büyük bir başarıya imza atabilirler miydi, söylemek zor. Askerden döndükten sonra, önce solo, sonrasında ise İstanbul Attack adlı grubuyla yol alan Fuchs’un Ceza ile bir süre küs kaldığı, hatta ikili arasında birtakım tatsız olaylar yaşandığı biliniyor. Ceza bu konuyu fazla irdelemek istemediğini söylüyor ve şimdilerde aralarında herhangi bir problem olmadığını belirtiyor. Fuchs askere giderken oturup, grubun geleceğine dair planlar yapıp yapmadıklarını soruyorum. Daha doğrusu onun dönmesini bekleyeceğine dair bir söz vermiş mi Ceza, onu anlamaya çalışıyorum. Böyle bir anlaşma yapmadıklarını söylüyor: “Benim hayatım uzunca bir süre bomboş geçti zaten, 1,5 sene daha boş boş oturamazdım. Bizim kafamızda solo albüm yapma planı vardı zaten ama ne zaman olacağı belli değildi. İnsanların bilmediği şeyler var, ama onlar özel. Ben Fuchs’un yaptığı gibi yapıp, bunları yazmadım, orda burda anlatmadım.” Şu sıralar araları kötü değil belki ama belli ki Ceza’yı biraz üzmüş olup bitenler. Daha sonra stüdyoda yeni albümle aynı adı taşıyan şarkıyı dinlerken bu düşüncemi onaylayan bir ‘dis’ çalınıyor kulağıma: “Ceza Nefret’ten de eskidir”…


Nefret tarihe karışıyor, Ceza ise solo olarak yola devam kararı alıyor; Bu geçiş dönemine ait en önemli, daha doğrusu en fantastik ayrıntı ise Ceza’nın Elektrik İdaresi’ndeki işinden ayrılma kararı almış olması takdir edersiniz ki. Anadolu’da verdikleri konserlerden, albüm kayıtlarından ve buna benzer bir sürü koşuşturmadan bahseden Ceza’ya, tüm bunlar olup biterken, tam zamanlı bir işe gidip gelmeyi nasıl becerebildiğini soruyorum merakla. İş yerindeki insanların ve patronlarının Ceza’nın ‘ikinci hayatı’ hakkında ne düşündükleri de ayrıca merak konusu tabii. Gülerek cevap veriyor: “Hepsi biliyordu ve destekliyorlardı da. Tembellik yapıyordum, aslında öyle değil, arada sırada kaytarmak zorunda kalıyordum. Çünkü konserlerimiz oluyordu, hepsi de işle çakışıyordu. Ama her zaman yanımdaydılar, sağolsunlar.”
Eski iş yeri bir kenara, Ceza’nın diğer hayatını en geç fark eden kişi babası olmuş. Crossing The Bridge’den sonra bir kahramana dönüşen ve belgeselde yer alan tüm sanatçı ve müzisyenlerden daha fazla ilgi gören Danyal Özçalkan aslına bakarsanız hiç istememiş oğlunun müzikle uğraşmasını. “Son dört, beş yıldır tam anlamıyla destek oluyorlar, başarılı olabildiğimi gördükleri için tabii ki de. Önceleri böyle değildi ama, bununla uğraşmamı istemiyorlardı,” diyor ve babası tarafından ne zaman ve nasıl enselendiğiyle ilgili komik bir hikaye anlatıyor Ceza: “Ben bir şeylerle uğraşıyordum, bir yerlere gidip geliyordum ama babam benim ne yaptığımı, neyle meşgul olduğumu bilmiyordu hiç. Yani müzikle uğraştığıma, konserlere çıktığıma, albüm kaydettiğime dair en ufak bir fikri bile yoktu. Bir gün Nefret’i televizyonda gördü, her şeyi o zaman öğrendi.”


Fuchs olmadan çıktığı ilk konserinde gördüğü büyük ilgi, Ceza’nın cesaretini iyice arttırmış. İşi gücü bırakıp sadece müzikle ilgilenme kararı aldığı bu dönemde sarhoş gibi takıldığını söylüyor Ceza: “ ‘Türkiye’de müzikten para kazanmak zaten zor, sen bir de rap yapıyorsun, nasıl olacak bu iş?’ dediler. Ama ben hiç bunları düşünmüyordum, öyle, sarhoş gibi ‘ben bunu yapacağım,” diye inatla bildiğimi okumaya devam ediyordum. İşte bundan sonra yaptım Medcezir’i.” İlk solo albümünden bahsederken suratında bir gurur ifadesi beliriyor yine, tüm zorluklara rağmen altından kalkmayı başardığı işleri anlatırken takındığı tavır hep aynı: “Nefret olarak yaptığımız işler, ülkede bu alanda yapılan işlerin en iyisiydi bence. Ben yine de o kadar tatmin olmamıştım, yani bizim yaptığımız müzikle yurt dışındaki örnekleri arasında epey fark vardı bence. Medcezir albümüyle aradaki bu farkı kapatmış oldum ben. Yaptığım işten tatmin oldum.”


70 bin civarında satan Medcezir ile popüler tarafa terfi eden Ceza, 2004’te ise onu gerçek bir yıldıza dönüştüren ikinci solo albümü Rapstar’ı yayınladı. Bu albümün oluşum sürecini ve albümün çıkışını takip eden günlerde olup bitenleri ise pek de güzel hatırlamıyor Ceza: “1998’de annem kansere yakalandı. Uzun ve zor bir süreçti, çok uğraştık. Her anlamda sıfırın altına düşmüştüm aslında. 2004’te de kaybettim annemi. Bu süreçte beni düşüren, zorlayan pek çok şey oldu. Rapstar’ı da bu şekilde yazdım.”


Albüm çıkmadan önce düşüşe geçen Ceza, albüm yayınlandıktan sonra gelen düet teklifleri yüzünden canının daha da çok sıkıldığını anlatıyor. Fikir sahibi olmadığı konularda boş boş da olsa konuşmaya devam eden, önyargılı insanlardan bahsederken cidden sinirleniyor: “Düet teklifleri de böyle bir dönemde gelmeye başladı. Arabeskçilerden, pop’çulardan, hatta türkücülerden bile teklifler geliyordu. Kendime bir çizgi tutturmaya çalışıyordum. Bir tv programına katıldığımda olay oluyordu, aslında onca teklifi reddedip sadece bir tanesine çıktığımı anlamıyordu kimse. İnsanların bilmediği çok şey var. Reklam teklifini kabul ettiğimde de aynı şey oldu. Olayın iç yüzü farklı aslında. Annemin hastalığı yüzünden kabul ettim ben o teklifi. Saygı duyduğum sanatçıların, işte ne bileyim, sinemacıların, tiyatrocuların vs. neden böyle projelerde yer almayı kabul ettiğini daha iyi anlamış oldum böylece. Dışarıdan baktığımda, ‘Neden yaptıkları işi bu şekilde paylaşıyorlar ki?’ diye düşünürdüm eskiden. Sonra anladım, meğer insan bazen mecbur kalabiliyormuş.” Bunları söyledikten sonra ise sakinleşip mülayim haline dönüveriyor yine, sesi hala titriyor biraz: “Duygusal bir insanım. Ama hakkımda söylenenleri takmamayı öğreniyorum yavaş yavaş.”


Takmıyor gibi görünüyor olsa da yazdığı yeni şarkılarda gerçek hislerini ele veriyor Ceza. Rap, en doğru araç zaten bunun için. Yerli Plaka’da yer alan “Kendine Bak” adlı şarkıya bir kez daha dikkat çekmek isterim bu noktada. Sadece eleştirmek üzerine kurulu olduğunu düşündüğü ekşi sözlüğe de bu yolla gönderme yapıyor Ceza. Şarkının konseptinden bahsederken de kopup gidiyor yine: “Sonra bir de eleştirenler var, ki onları hiç çözemedim. Her şey, herkes bu kadar doğru olamaz ya, ben bu eleştirileri yapan insanların da bu kadar doğru olduklarına inanmıyorum. Yok reklama çıkmış, yok onu almış falan filan, ben bunları eleştirenlerin de bu kadar idealist olduğuna inanmıyorum ya. Eğer o kadar idealistseniz benimle ya da başka birisiyle uğraşmazsınız zaten.”


Para kazanırsın ve yaşam standartını da buna göre değiştirebilir, iyileştirebilirsin. Bu çok mu garip?
“Pek fazla da değiştirmedim yaşam standardımı. Sadece bir araba aldım, hala kirada oturuyorum ve ara sıra hala parasız kalabiliyorum. Dışarıdan bakıp çok zengin falan olduğumu düşünüyorlar ünlü olduğum için. Benim sorumlu olduğum insanlar var, benim bir ailem var, onlara bakıyorum ben. Kendim için pek fazla da bir şey yaptığımı söyleyemem. Gece hayatım yok, hovardalık yapmam. Bir de öyle takılsam, yani diğer ünlüler gibi, o zaman iyice taşlayacaklar beni demek ki. evde takılmak, kayıt yapmak, söz yazmak, bunlar daha çok mutlu ediyor beni. Aslında aynen çocukluğumda olduğu gibi takılıyorum. Yeter ki özgür bıraksınlar beni. Sonuçta ben de gencim, benim de hayallerim var. 28 yaşına gelene kadar istediğim her şey de olmadı yani. Benim yerimde olduklarını düşünüyorum, o zaman diyorum; Benim ayağıma gelen tekliflere bakıp “yok, ben yapmam” diyeceklerini de hiç zannetmiyorum yani. İşte bu çok sinirlerimi bozuyor, psikolojim bozuluyor böyle olunca gerçekten. Ancak eleştirmeyi biliyorlar, iş yapmayı bilmiyorlar.”


Ceza geriliyor hafiften. Aynı şeyleri daha fazla konuşmanın da bir anlamı yok zaten, zira geçtiğimiz ay, Soru-Cevap bölümümüz için kendisiyle yaptığım kısa görüşmede edindiğim fikir değişmiyor. Bu genç adam “bilmeden eleştirenler”den nefret ediyor, yanlış anlaşılmaktan hiç hoşlanmıyor ve bu yüzden mevzu her seferinde dönüp dolaşıp “Beni bir rahat bıraksınlar da işime bakayım,” noktasına geliyor. İşte bu yüzden lafı daha fazla uzatmıyorum. Ceza’nın buluşacağımız stüdyoya rötarlı olarak geleceğini öğrendiğimde fırsattan istifade, dinlemek istediğim asıl şarkı Sezen Aksu ile birlikte kaydettiği “Gelsin Hayat Bildiği Gibi”ydi. Aklım hala orda olduğu için, sohbetimiz noktalanır noktalanmaz tekrardan gündeme getiriyorum isteğimi. Şarkıyı çalmaya başlıyorlar, “ilk dinleyen sen olacaksın” diye gaz vermeyi de ihmal etmiyorlar. Hollanda’dan Soniq adlı bir prodüktörden gelmiş bu şarkının müziği. Ceza kendi bölümlerini yazmış, Sezen Aksu ise okuduğu nakarat bölümlerini. Şarkı da adını doğrudan bu nakarat bölümünden alıyor zaten. “Sezen Aksu’nun söylediği bölümü dinler dinlemez, hiç tereddüt etmeden ‘Şarkının adı budur’ dediğimi hatırlıyorum,” diyor Ceza. Şarkı devam ediyor, biraz sonra bana dönüp, “Nasıl?” diye soruyor. Yine kendinden emin bir hali var, ki bu kez cidden haklı böyle bir ifade takınmakta. Sesim çıkmıyor, sadece saçma sapan bir el kol hareketi yapabiliyorum şarkının ne kadar ‘fena’ olduğunu anlatabilmek için. Şarkıda “ameleydim” diyor, yalnızlığından, bir de annesinden bahsediyor Ceza. Sezen Aksu ise öyle bir anda giriyor ki, hepten kopup gidiyorsunuz işte o noktada. Şarkı bitince konuşabiliyorum, “Ben fena oldum” diyorum, sonra da “Bu şarkı fena olmuş,” diye ekliyorum. Gülüyorlar, sorunun cevabını zaten biliyorlardı tabii ki.
Stüdyodan çıkma vakti geliyor. Ayak üstü takılırken, albümle aynı taşıyan şarkıya çekilecek video klipten ve klibin konseptinden bahsediyoruz. Ceza, “Yükselen ben değilim, alçalan duvarlar” diyor, “Yerli Plaka”nın sözleri böyle gidiyormuş. “Her çıkışın bir de inişi vardır” mı demeye çalışıyorsun diye soruyorum. Beni onaylıyor ve “Hep böyle gitmeyecek, her şey bu kadar iyi olmayacak,” diyor. Gerçekçi olduğunu söylüyor.

YAZI: AYHAN ABAYHAN
FOTOĞRAF: SERKAN ELDELEKLİOĞLU
_________________




YaLNıZıM ve SeNSiZiM


BU SON DEGİL SAKIN
UNUTMA











Başa dön

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Forum Anasayfa -> Sanatçı Fanları -> Ceza Fan
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevap Tarih
Yeni mesaj yok Sabit: Silinen konular hakkında SABQCES Yönetim Odası 1 Sat Aug 30, 2008 3:52 am Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok kurtlar vadisi pusu hakkında truwa_19 Site Yöneticileriyle İrtibat 2 Fri Aug 29, 2008 8:43 pm Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok MSN Hakkında Soru ve Cevaplar Qzledim_Seni Msn Dökümanları 0 Mon Jul 21, 2008 7:42 am Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Bilgisayar - Pc Güvenliği Hakkında Dö... Qzledim_Seni Bilgisayarınızın Güvenliği 1 Sat Jul 19, 2008 4:12 pm Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok DreamScene Hakkında Herşey Qzledim_Seni Windows Vista - Microsoft Office 2007 -Windows XP 0 Fri Jul 18, 2008 4:43 pm Son gönderilen mesajlar
Sayfanın En Üstüne Çıkmak İçin BURAYA TIKLA !


Cesur Türk
Bu forum phpBB Tabanlıdır.
Privacy (Gizlilik ilkesi)
Copyright © 2005-2007
All right reserved CesurTurk.Org
Cesur Türk Kullanıcı Gizlilik Koşulları ve Site Kullanım Şartları
Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece CesurTurk.Org'ye aittir.
Materyallerimizin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Sitemizde yer alan yazıların telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir.
Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Misyonumuzu buradan okuyabilirsiniz. Sitemizde yazınız bulunuyorsa ve kaldırılmasını istiyorsanız lütfen iletişim  bölümünden irtibata geçiniz.
Yönetim ve Webtasarım SABQCES tarafından yapılmaktadır.
(( Gücümüzü Türk devletini kuran asil Türk ırkından alıyoruz ))
Genel Site MapUrllistForum SitemapPortal SitemapDownloadsHaberlerYoutubeForum
çiçekçi | matbaa | dizi izle | dizi izle | Çelik Konstrüksiyon | film indir | Prefabrik | Klip izle | Fragman izle | Fırat Çöloğlu