Forum Anasayfa

  Portal Anasayfa    AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi   Cesur Türk Üye Kayıt Sözleşmesi (Kuralları Okuyunuz) Cesur Türk Üye Kayıt Sözleşmesi (Kuralları Okuyunuz) 
 
Hesabınız Hesabınız   Kişisel Mesajlar Kişisel Mesajlar   Oturum Aç Oturum Aç 
Cevapsız mesajlar

Etiketler: Daha, Fazla, Bilgi, İçin, Girin, Lütfen...
Daha Fazla Bilgi İçin Girin Lütfen...
Sayfa: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki »
 
 

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Forum Anasayfa -> Sağlık
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
MrSeveN
Aktif Üye
Aktif  Üye

Durum: Çevrimdışı
Kayıt: 11.08.2007
MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar 
Mesajlar: 2185
Şehir: izmir
Level: 38
Aktiflik: 37 / 153  
 24%
Seviye: 0 / 4571  
 0%
Deneyim: 2134 / 2134  
 100%

MesajTarih: Mon Aug 13, 2007 2:32 pm    Mesaj konusu: Daha Fazla Bilgi İçin Girin Lütfen...

Böbrek nakilini engelleyen durumlar
Şüphesiz böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz programında olan her hasta böbrek nakli için uygun değildir. Şu özelliklere sahip hastalar nakil için çok uygun olmayabilir:

1.Çok ileri yaşta hastalar: Aslında böbrek nakli için net bir yaş sınırı yoktur. Ancak kadavra sayısının çok sınırlı olduğu günümüzde organ nakli merkezleri benzer doku uygunluk düzeyine sahip iki alıcı adayından birisi çok ileri yaşta ise daha genç adayı tercih edebilirler.
2.Bazı özel böbrek hastalıkları: Bazı böbrek hastalıklarında böbrek naklinden sonra hastalık yeni takılan böbrekte de süratle tekrarlayarak böbrek kaybına neden olur. Bu durumda nakilden kaçınmak gerekir.
3.Uzun süreli iltihabı hastalıklar: Bu durumlarda böbrek nakli yapılması, nakilden sonra kullanılan ve bağışıklığı zayıflatan ilaçlar nedeniyle bu iltihabı hastalığın yayılması ve alıcının yaşamının tehlikeye sokulması sonucunu doğurabilir. Bu hastalıklardan en iyi bilineni tüberküloz (verem) hastalığıdır.
4.Ciddi ruh hastalığı varlığı: Bu durumdaki alıcı adaylarına nakil yapılamaz.
5.Uyumsuz hasta: Genel anlamda önerilen tedavileri uygulamayan, kontrollerini aksatan hastalara nakilden kaçınılır. Zira nakilden sonra ilaçların düzenli kullanımı takılan böbreğin çalışması açısından son derece önemlidir.
6.Ciddi kalp ve akciğer hastalığı: Bu hastalar hem nakil ameliyatını rahatlıkla kaldıramayacakları için, hem de ameliyat sonrası dönemde hayatlarını tehdit edebilecek önemli kalp ve akciğer sorunu çıkma riski çok yüksek olduğu için nakil için çok iyi aday değillerdir.
7.Şeker hastalığı: Aslında şeker hastalığı genel olarak organ nakline engel bir durum değildir. Ancak bu hastalarda ameliyattan önce kalp hastalığının olmadığı gösterilmelidir. Eğer uzun süreli şeker hastalığına bağlı olarak değişik organlarda önemli sorunlar çıkmış ise (körlük, bacakların kaybedilmesi, ciddi kalp hastalığı gibi), bu durumda da organ nakli kararı verilirken merkezler temkinli davranabilirler.
8.Hepatit B ve C mikrobu taşıyıcılığı ya da bunlara bağlı karaciğer hastalığı: Bu hastalarda böbrek nakli yapılıp yapılmayacağı konusundaki karar için merkezlerin politikaları farklı olabilir. Genel uygulama ise eğer bu mikroplara bağlı önemli karaciğer sorunu varsa nakilden önce bunun tedavi edilmesidir. Yine de nihai kararı böbrek naklini gerçekleştiren merkezin vereceği unutulmamalıdır.

Bir canlı vericiden nakil yapılacak ise canlı verici ve alıcı olan hasta detaylı bir laboratuar değerlendirmeye tabi tutularak organ nakline engel bir durumun olmadığı net bir biçimde gösterilir.
_________________
Bir Teşekür Eksik Etmeyin LÜTFEN



Ne Mutlu Türküm Diyene !
Başa dön
MrSeveN
Aktif Üye
Aktif  Üye

Durum: Çevrimdışı
Kayıt: 11.08.2007
MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar 
Mesajlar: 2185
Şehir: izmir
Level: 38
Aktiflik: 37 / 153  
 24%
Seviye: 0 / 4571  
 0%
Deneyim: 2134 / 2134  
 100%

MesajTarih: Mon Aug 13, 2007 2:32 pm    Mesaj konusu:

Kadavradan böbrek nakli
Kadavradan nakil iki şekilde gerçekleştirilebilir:

A. Beyin ölümü gerçekleşmiş, ancak kalbi atmaya devam eden hastalardan böbrek sağlanması: Bu hastalar sıklıkla trafik kazası sonucu kafa travması geçiren ya da değişik nedenlere bağlı beyin kanaması geçiren hastalardır. Beyin ölümü gerçekleşmiş hastaların hayata dönme şansları yoktur. Bu hastaların saatler ya da günler içinde kalbi de durur ve yaşama veda ederler. Bu hastalardan sağlanan organlar kadavradan nakil için en önemli kaynaktır. Şüphesiz sadece böbrekler değil, kalp, akciğer,karaciğer ve gözün bazı tabakalarının da hastalara nakledilmesi mümkün olabilir.

B. Beyin ölümü gerçekleşmiş, kalbi de durmuş hastalardan böbrek sağlanması: Bu hastalar beyin ölümünü takiben kalbi de duran hastalardır. Bu hastalardan organ sağlanması beyin ölümü gerçekleşmiş ancak kalbi çalışan hastalara göre daha zordur. Ülkemizde sık uygulanan bir yöntem değildir.

Şüphesiz her beyin ölümü gerçekleşmiş hastanın böbrekleri ve diğer organları nakil amacı ile kullanılamaz:
A.Vericide kanser varsa alınan organ ile kanser alıcıya nakledileceği için nakil yapılmaz. Bazı beyin ve cilt kanseri türleri nakil yapmaya engel olmayabilir.
B.Vericide ciddi hipertansiyon ve uzun süreli şeker hastalığı varlığı böbreklerin kullanılmasına engeldir.
C.Vericide alıcının yaşamını tehlikeye sokabilecek mikrobik hastalıkların varlığında nakil yapılmaz.
D.Vericinin çok ileri yaşta olması mutlak engel değildir. Bazen eğer alınacak organların durumu iyi ise ileri yaştaki kişiler de organ vericisi olabilir.

Bugün ülkemizde geçerli yasal düzenlemeler ile kadavradan böbrek nakli yapılması için ya vericinin sağlığında organlarını bağışlamış olması ya da vericinin beyin ölümü gerçekleştikten sonra yakınlarından izin alınması gereklidir.

Eğer bu izin sağlanırsa bu durumda:
A.Verici yoğun bakıma alınır.
B.Vericinin kan grubu ve doku grubu çalışması yapılır.
C.Elde bulunan ve organ bekleyen hastalara ait özelliklerin ve doku gruplarının yer aldığı bekleme listesi değerlendirilerek seçilen uygun adaylara organlar takılır.

Eğer çıkarılan organ bir başka merkezdeki hastaya takılacaksa bu durumda uygun saklama koşulları sağlanarak organ hızlı bir ulaşım aracı ile takılacağı merkeze gönderilir. Her organın vücut dışında dayanma süresi farklı farklıdır. Böbrek için bu süre en fazla 72 saattir. Ancak ilk 36 saatte takılması sağlanmaya çalışılmalıdır. Bu süre ne kadar uzunsa böbreğin takıldığı kişide hemen fonksiyon görme şansı o kadar azdır. Kalp, akciğer ve karaciğer gibi organların dayanma süreleri böbreğe göre daha azdır.
_________________
Bir Teşekür Eksik Etmeyin LÜTFEN



Ne Mutlu Türküm Diyene !
Başa dön
MrSeveN
Aktif Üye
Aktif  Üye

Durum: Çevrimdışı
Kayıt: 11.08.2007
MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar 
Mesajlar: 2185
Şehir: izmir
Level: 38
Aktiflik: 37 / 153  
 24%
Seviye: 0 / 4571  
 0%
Deneyim: 2134 / 2134  
 100%

MesajTarih: Mon Aug 13, 2007 2:32 pm    Mesaj konusu:

Böbrek vermenin riski
Böbreğini bir böbrek yetmezlikli hastaya veren bir canlı donör için risklerin ne olduğu yaygın olarak merak edilen bir konudur. İlk böbrek nakli ameliyatının 1960'lı yıllarda gerçekleştirildiği dikkate alınırsa böbreklerini veren onbinlerce hastanın 40 yıla varan takipleri bugün elimizdedir. Uzun-dönem riskler açısından bakıldığında vericilerde idrardan protein kaybında hafif artma ve belki de hafif tansiyon yüksekliği dışında önemli bir sorun saptanabilmiş değildir. Erken dönemde ise sonuç olarak böbrek verecek kişinin riski genel anestezi altında herhangi bir ameliyat olan kişiden farklı değildir. Böbreğini veren kişi genellikle ameliyatı takiben 3-4 hafta içerisinde işine dönebilir ve tamamen normal yaşamını sürdürebilir
_________________
Bir Teşekür Eksik Etmeyin LÜTFEN



Ne Mutlu Türküm Diyene !
Başa dön
MrSeveN
Aktif Üye
Aktif  Üye

Durum: Çevrimdışı
Kayıt: 11.08.2007
MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar 
Mesajlar: 2185
Şehir: izmir
Level: 38
Aktiflik: 37 / 153  
 24%
Seviye: 0 / 4571  
 0%
Deneyim: 2134 / 2134  
 100%

MesajTarih: Mon Aug 13, 2007 2:32 pm    Mesaj konusu:

Kimler böbrek verebilir
Böbrek yetmezliği olan hasta için en uygun verici adayı hasta ile duygusal bağı olan yakın akrabalarıdır. Bu anlamda en uygun verici adayı kardeş ve daha sonra da anne babadır. Diğer yakın akrabaların doku gruplarının uyma şansı kardeş ve anne-babaya göre daha azdır. Akraba olmayan canlı vericiden organ nakli de mümkün olmakla birlikte doku uygun vericiden organ nakli de mümkün olmakla birlikte doku uygun verici bulma şansı daha azdır. Akraba olmayan canlı vericilerden para karşılığı böbrek sağlama (yurtdışında yapılan canlı vericiden böbrek nakillerinde olduğu gibi) ise böbrek nakli gerçekleştiren hekimler ve bu hekimlerin bağlı bulundukları kuruluşlarca tıbbi etik kurallarına uygun bulunmamakta ve önerilmemektedir. Üstelik bu uygulamalar genellikle ticari amaçla gerçekleştirildiği için bazı önemli tıbbi sakıncalar da taşımaktadır. Şüphesiz hastaları yurtdışına taşıyan temel neden yurt içinde yeterince kadavra böbrek sağlanamayışıdır. Bu, ülkemizde böbrek nakli uygulamalarındaki en temel problemdir. Ulusal anlamda yeterince kadavra böbrek sağlanması durumunda yurtdışına çıkışlar ve bunların yarattığı sakıncalar giderilmiş olacaktır.

Böbrek nakli uygulamalarında böbrek verecek kişi donör olarak tanımlanır. İdeal olarak canlı donörün sağlıklı olması, kanser, şeker hastalığı, böbrek taşı hastalığı, tansiyon yüksekliği gibi hastalıklara sahip olmaması istenir. Yine donörün tercihen çok yaşlı olmaması (ideal olarak 55 yaş altı tercih edilmekle birlikte daha yaşlı vericiler de donör olabilirler), böbrek nakli ameliyatı için anestezi almasına engel olabilecek ciddi bir kalp-akciğer hastalığı olmaması tercih edilir. Yine verici olacak kişinin alıcıya bulaşabilecek bir mikrobik hastalığının da olmaması gereklidir (hepatit B ve hepatit C gibi).

Eğer donör bu sözünü ettiğimiz kuralları taşıyorsa bundan sonraki aşama kan grubu çalışılmasıdır. Donörün kan grubu ile alıcının (hastanın) kan grubu uygun olmalıdır. Böbrek naklinde aranan kan grubu uygunluğu kan verilmesinde olduğu gibidir. Yani O kan grubu hastalar sadece O kan grubu olan vericilerden, AB kan grubu olan hastalar ise tüm kan gruplarından böbrek alabilirler. Diğer kan grubu olan hastalar ise hem kendileri ile aynı kan grubunu taşıyan vericilerden, hem de O grubu vericilerden böbrek alabilirler. Böbrek nakillerinde Rh uyumluluğu aranmaz. Örnek vermek gerekir ise B Rh(+) kan grubu olan bir hasta B Rh(+), B Rh(-), O Rh(+) ve O Rh(-) vericilerden böbrek alabilir.

Hastanın kan grubu Böbrek alabileceği grup
0 0
A A veya 0
B B veya 0
AB Tüm kan grupları


Kan grubu uygunluğu varsa, bundan sonraki aşama doku grubunun uygunluğudur. Bu konu ileriki bölümlerde detaylı olarak tartışılacaktır
_________________
Bir Teşekür Eksik Etmeyin LÜTFEN



Ne Mutlu Türküm Diyene !
Başa dön
MrSeveN
Aktif Üye
Aktif  Üye

Durum: Çevrimdışı
Kayıt: 11.08.2007
MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar 
Mesajlar: 2185
Şehir: izmir
Level: 38
Aktiflik: 37 / 153  
 24%
Seviye: 0 / 4571  
 0%
Deneyim: 2134 / 2134  
 100%

MesajTarih: Mon Aug 13, 2007 2:33 pm    Mesaj konusu:

Miral kapak prolapsusu ( M V P )
Miral kapak prolapsusu
Diğer isimler: MVP, Barlow Syndrome, Billowing Mitral Cusp Syndrome, Floppy Valve Syndrome, Systolic Click Murmur Syndrome, J.B. Barlow Syndrome.

Mitral kapak, kalbin sol atriumu ile sol ventrikülü arasında bulunur (Bakınız: kalp kapakları). Normalde sol ventrikül kasılıp içindeki kanı aorta atarken mitral kapak kapanıp kanın sol atriuma geri kaçmasını önler. (Bakınız: kalbimiz nasıl çalışıyor?). Mitral kapak 2 yaprakçıktan oluşmuştur.

Prolapsus sarkma anlamındadır. Mitral valv prolapsusu (MVP) ise, mitral kapağın iki yaprakçığından birinin veya her ikisinin normalden daha kalın, gevşek ve yumuşak olması durumudur. Bazı hastalarda ise kapağın düz durmasını sağlayan iplikçikler (kordalar) normalden uzun olabilir. Bu nedenlerle mitral kapak, kalbin kasılması sırasında sol kulakçığa doğru sarkar. Bazen de bu sarkma nedeniyle kapak tam kapanamaz ve sol kulakçığa doğru
Toplumdaki sıklığı, çoğu 20-40 arası genç kadınlarda olmak üzere %5 oranında bulunur. Prolapsus saptanan hastaların ailelerinde ve yakın akrabalarında da bu hastalığın bulunma olasılığı % 30’dur.

Tanı nasıl konulur?

Hastalar genellikle çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma gibi nedenlerle doktora başvururlar. Bazı hastalar ise hiçbir şikayeti olmadığı halde başka nedenlerle doktora gittiklerinde, kalp muayenesi sırasında üfürüm veya klik denen bir ses duyulması sonucu tanı alırlar. Kesin tanı ve renkli Doppler ekokardiyografi ile konulur. Çarpıntı şikayeti de varsa Holter (24 saatlik ritim kaydı) incelemesi gerekebilir.

Tedavide ne yapılabilir?

Çoğunda tedavi gerekmez. Sadece belirli aralarla kontrol yeterlidir. Ancak çarpıntı ve göğüs ağrısı olduğu durumlarda beta bloker grubu ilaçlar kullanılabilir (beloc, concor, nortan, lopresor vb). Kapakta yetersizlik (kanı geriye kaçırma) varsa ameliyat, sünnet, diş çekimi, diş dolgusu gibi bazı girişimler öncesinde endokardite (kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu antibiyotik tedavisine ihtiyaç gösterirler.

En ciddi problem mitral kapak yetersizliği gelişen hastalarda bu yetmezliğin zamanla artabilmesidir. Yetmezlik derecesinin önemli olduğu durumlarda, kalbin durumu ve şikayetler değerlendirilerek kapağa cerrahi müdahale (düzeltici ameliyat veya kapak değişmesi) gerekebilir.

İleriye dönük yapılması gerekenler?

Kapaktaki sorun ciddi değil ise beden eğitimi veya spor yasaklanmaz. Eğer kısıtlama gerekiyorsa, doktorunuz tarafından belirtilecektir.
Zaman içinde bulgularda değişme olabileceği için belirli aralıklarla kontrol gereklidir. Kontrol sonucu eğer gerekli görülürse önerilerde değişiklikler yapılabilir.
Mitral yetmezliği olan hastaların mutlaka düzenli aralıklarla (sıklık, yetmezlik derecesine göre değişebilir) kontrol edilmesi ve yetmezliğin derecesinde değişiklik olup olmadığı ve kalbin etkilenme durumunun kontrol edilmesi gereklidir.
Cerrahi müdahaleler öncesinde doktora MVP olduğu söylenmelidir.
Bu konuyu internete kazandıran Prof.Dr.Ahmet ALPMANA teşekkürler
_________________
Bir Teşekür Eksik Etmeyin LÜTFEN



Ne Mutlu Türküm Diyene !
Başa dön
MrSeveN
Aktif Üye
Aktif  Üye

Durum: Çevrimdışı
Kayıt: 11.08.2007
MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar 
Mesajlar: 2185
Şehir: izmir
Level: 38
Aktiflik: 37 / 153  
 24%
Seviye: 0 / 4571  
 0%
Deneyim: 2134 / 2134  
 100%

MesajTarih: Mon Aug 13, 2007 2:33 pm    Mesaj konusu:

Normalde anne karnında açık olup doğumu takiben kapanması gereken, kalpten çıkan iki büyük atardamar (aort ve pulmoner arter) arasındaki açıklığın (duktus arteriozus) doğumdan sonra kapanmayıp açık (patent) kalmasıdır.

Çocuk anne rahminde iken oksijeni anne kanından sağladığı için kanın oksijenlenmesi için akciğere gitmesine gerek yoktur. Bunun için pulmoner artere (akciğer atardamarı) gelen kan, pulmoner arter ile aort arasındaki bu kanaldan (ductus arteriozus) aorta geçer. Doğumdan sonra ise bebek kendi akciğerlerini kullanmak zorunda olduğu için, kanın bebeğin akciğerlerine gitmesi ve bu açıklığın kapanması gereklidir. Normalde bebek doğup da ilk nefesini aldığı an bu açıklık kapanır. Eğer 3 gün içinde kapanmazsa PDA tanısı konur. Normalde aorta içinde basınç (ortalama 120 mmHg) pulmoner arter içindeki basınçtan (ortalama 25 mmHg), yüksek olduğu için kan, aorttan pulmoner artere doğru akar. Bu açıklık vasıtasıyla vücuda gitmesi gereken temiz (oksijenden zengin) kanın bir kısmı bu açıklık yolu ile akciğerlere gider. Bu olay bir yandan akciğer atardamarında basınç yükselmesine (pulmoner hipertansiyon) sebep olurken, diğer yandan artan kan akımı kalbin daha fazla çalışmasına ve daha fazla yorulmasına sebep olmaktadır.

Fakat neyse ki PDA’ların çoğu zamanla kendiliğinden kapanabilmektedir.

Tanı nasıl konulabilir?

Açıklığın küçük olduğu vakalarda tanı genellikle muayene sırasında üfürümün duyulması ile tesadüfen konur. Büyük açıklığı olan bebeklerde hızlı nefes alıp verme, özellikle emerken aşırı terleme, yeterli kilo alamama ve emme sırasında yorulma dikkati çeker.

Tanı, muayene sırasında üfürüm duyulması ile ve kalp yetersizliği bulgularını belirleme ile konur. Bu hastalarda sık sık zatürree, bronşit gibi akciğer hastalıkları da sık görülür. Genellikle çocuk doktora hasta olduğunda götürüldüğünden, böyle ağır hasta ve huzursuz bir bebekte diğer bulgular zor fark edilir. Bundan dolayı, kesin tanı konulması bu nedenle çok gecikebilir.

Erken tanı için,ülkemizde sağlıklı çocukların da doktor kontrolüne götürülmesi alışkanlığının kazanılması şarttır.

Kesin tanı çocuk kardiyoloji uzmanınca yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur.

Tedavide ne yapılabilir?

Kendiliğinden kapanmayan vakalarda, tedavide birinci seçenek ameliyata gerek kalmadan, açıklığın coil veya şemsiye ile kapatılmasıdır.

Açıklığın çok geniş olduğu hastalarda, ameliyatla açık kalan damar bağlanarak kan geçişi engellenir.

İleriye dönük yapılması gerekenler?

Sünnet, diş çekimi, diş dolgusu gibi cerrahi girişimler öncesinde endokardite (kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu antibiyotik tedavisi yapılmalıdır. Hastaların belli aralıklarla doktor kontrolünde olması gerekir.
_________________
Bir Teşekür Eksik Etmeyin LÜTFEN



Ne Mutlu Türküm Diyene !
Başa dön
MrSeveN
Aktif Üye
Aktif  Üye

Durum: Çevrimdışı
Kayıt: 11.08.2007
MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar 
Mesajlar: 2185
Şehir: izmir
Level: 38
Aktiflik: 37 / 153  
 24%
Seviye: 0 / 4571  
 0%
Deneyim: 2134 / 2134  
 100%

MesajTarih: Mon Aug 13, 2007 2:33 pm    Mesaj konusu:

Ventriküler septal defekt-VSD (kalbi delik)
Kalbin iki karıncığı arasındaki duvarda açıklık (delik) olmasıdır. Bu açıklık vasıtasıyla sol ventriküldeki temiz kan (oksijenlenmiş kan) sağ kalbe, buradan da akciğerlere gider.
Delik değişik çaplarda olabilir. Deliğin büyük olduğu durumlarda geçen kan, bir taraftan akciğer atardamarlarında basınç yükselmesine sebep olur, diğer taraftan artan kan akımı kalbin daha fazla çalışmasına ve daha fazla yorulmasına sebep olur.
Şikayetler?

Deliğin çapı şikayetlerde önemli rol oynar. Küçük VSD’li hastalarda genellikle hiçbir şikayet görülmez.
Geniş olduğu durumlarda ise bebeklerde hızlı nefes alıp verme, özellikle emerken aşırı terleme, yeterli kilo alamama ve emme sırasında yorulma dikkati çeker.

Tanı nasıl konulur?
Tanı, küçük defektlerde genellikle herhangi bir nedenle doktora gidildiğinde muayene sırasında üfürümün duyulması ile tesadüfen konur.

Büyük defektlerde ise muayene sırasında üfürüm duyulur ve birlikte kalp yetersizliği bulguları vardır. Bu hastalarda sık sık zatürree, bronşit gibi akciğer hastalıkları da sık görülür. Genellikle çocuk doktora hasta olduğunda götürüldüğünden, böyle ağır hasta ve huzursuz bir bebekte diğer bulgular zor fark edilir. Bu hastaların bir kısmı akciğer enfeksiyonu tedavileri ile kısmen düzelmekle birlikte, kesin tanı konulması bu nedenle çok gecikebilmektedir. Erken tanı için ülkemizde sağlıklı çocukların da doktor kontrolüne götürülmesi alışkanlığının kazanılması şarttır. Kesin tanı çocuk kardiyoloji uzmanınca yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur.

Tedavide ne yapılabilir?

Küçük defektlerde genellikle tedavi gerekmez. Ancak sünnet, diş çekimi, diş dolgusu gibi bazı girişimler öncesinde endokardite (kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu tedaviye ihtiyaç gösterirler.
Büyük defektlerde ise kalbin çalışma gücü ilaç tedavisi ile arttırılmaya çalışılır. Çocuk büyüdükçe açıklığın küçülüp küçülmediğine bakılır. Düzelme saptanmayan hastalarda bu açıklığın cerrahi olarak kapatılması gerekebilir. Bazı hastalarda cerrahi öncesinde kalp kateterizasyonu yapılması gerekebilir. Cerrahi için uygun zaman genellikle 6 ay civarıdır. Açıklık bir yama ile kapatılıp, kan kaçağı engellenir. Ameliyatın az da olsa risk taşıdığı bilinmelidir.

İleriye dönük yapılması gerekenler?

Sünnet, diş çekimi, diş dolgusu gibi cerrahi girişimler öncesinde endokardite (kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu antibiyotik tedavisi verilir. Bu, ameliyat olmuş hastalar için de 4-5 yıl süre geçerlidir. Hastaların belli aralıklarla doktor kontrolünde olması gerekir.
_________________
Bir Teşekür Eksik Etmeyin LÜTFEN



Ne Mutlu Türküm Diyene !
Başa dön
MrSeveN
Aktif Üye
Aktif  Üye

Durum: Çevrimdışı
Kayıt: 11.08.2007
MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar MrSeveN herkesçe tanınır ve görevini başarıyla yapar 
Mesajlar: 2185
Şehir: izmir
Level: 38
Aktiflik: 37 / 153  
 24%
Seviye: 0 / 4571  
 0%
Deneyim: 2134 / 2134  
 100%

MesajTarih: Mon Aug 13, 2007 2:34 pm    Mesaj konusu:

Fallot tetralojisi
Bu hastalıkta birkaç problem bir arada bulunur:

Akciğer atardamarındaki (pulmoner arter) kapakta darlık,
Sol ve sağ karıncıklar arasında açıklık (ventriküler septal defekt –VSD-)
Aortun uygun yerde olmayıp, sağ karıncığa doğru yer değiştirmesi.
Sağ ventrikülün kalınlaşması (hipertrofisi)
Bu hastalığın en önemli bulgusu morarma olup, hastaların bir kısmında doğduğunda fark edilir, bir kısmında ise doğduğunda yoktur, aylar içinde ortaya çıkar. Ayrıca 1 yaşına doğru parmak uçlarında kalınlaşma da bulgulara eklenebilir.

Tanı nasıl konulabilir?

İlk dikkati çeken, bebekte aylar içinde dudaklarında morarma oluşmasıdır. Morarma çocuğun ağlaması sırasında daha belirginleşir. 3-9 ay arasında nefessiz kalma atağı başlayabilir. Özellikle uykudan uyandıktan sonra veya ağlamayı izleyerek bebeğin renginde belirgin koyulaşma, hafif dalgınlaşma veya ağır durumlarda tam bayılmaya kadar giden derecelerde şuur değişiklikleri ortaya çıkar. Eğer böyle bir durum başlamışsa, hemen çocuk kalp hastalıkları uzmanının bilgilendirilmesi gerekir. Bu atakları engellemek için koruyucu ilaç başlamak, ilaç yeterli olmazsa ameliyat gerekli olabilir. Tanı genellikle muayene sırasında morarmanın fark edilmesi ve üfürüm duyulması ile konur. Kesin tanı çocuk kardiyoloji uzmanınca yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur. Ameliyat zamanına kadar mutlaka 2-3 ay arayla izleyerek, kansızlık yönünden ve bayılmalar için kontrolü şarttır. Gerektiğinde mecbur kalındığında ameliyat zamanı erkene çekilebilir.

Tedavide ne yapılabilir?

Bu hastalıkta kendiliğinden düzelme veya açıklığın kapanması söz konusu olmadığından, cerrahi olarak düzeltme ameliyatına kesin gerek vardır. Ameliyat öncesi hastalara genellikle kalp kateterizasyonu uygulamak gerekir. Ameliyat zamanı için ülkemizde genellikle 1 yaşından sonrası tercih edilmektedir. Bazı bebeklerde akciğer atardamarı (pulmoner arter) iyi gelişmemişse, düzeltici ameliyattan önce yardımcı bir şant ameliyatı ile bu damarların gelişmesi sağlanmalıdır.

İleriye dönük yapılması gerekenler?

Düzeltme ameliyatı başarılı olan hastalarda sünnet, diş çekimi, diş dolgusu gibi bazı girişimler öncesinde endokardite (kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu antibiyotik tedavisine ihtiyaç gösterirler. Ritim bozukluğu açısından izlenmeleri gerekir, hastalar belli aralıklarla doktor kontrolünde olmalıdırlar.
_________________
Bir Teşekür Eksik Etmeyin LÜTFEN



Ne Mutlu Türküm Diyene !
Başa dön

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Forum Anasayfa -> Sağlık Sayfa: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki »
1. sayfa (Toplam 9 sayfa)

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevap Tarih
Yeni mesaj yok Windows XP İçin Geleceğin Teması Qzledim_Seni Windows Vista - Microsoft Office 2007 -Windows XP 2 Sun Aug 24, 2008 5:46 pm Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Bayrampasa Ben Fazla Kalmayacagım (20... Tokatman HTTP Yabancı Filmler (Movies) 0 Sat Aug 23, 2008 1