Etiketler: komutanımızı, saldırı, uyum, haber, bunların, sakin, şarjörde, verimli, askerler, oyunun, adımız, m1918, hemen, rifle, extra, İnceleme, alternatif, yıkılıyor, yönetebiliyorsunuzki, intro |
| « Önceki başlık :: Sonraki başlık » |
| Yazar |
Mesaj |
KhutuckVatandaş

Durum: Çevrimdışı Kayıt: 29.10.2007
Mesajlar: 3 Şehir: İstanbul
Level: 1
|
Tarih: Fri Nov 02, 2007 9:14 pm Mesaj konusu: Brothers in Arms - Road to Hill 30 |
|
|
[SIZE="6"]Brothers in Arms: Road to Hill 30[/SIZE]
RapidShare Linkleri
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
Oyun Hakkında
İnceleme:
Brothers in Arms: Road to Hill 30 İncelemesi
Yazar : Kurt | Tarih : 19 Ekim 2006 Perşembe 11:00:46 | Okunma : 3659
Hayatımda en sevmediğim şey II. Dünya Savaşını konu alan oyunlardır.İnsanı bıktırırlarda bıktırırlar.Birisini oynarsınız öbürü çıkar.Öbürünü oynarsınız bir diğeri çıkar.Karakterler farklıdır ama konu hep aynıdır: İyi Amerikan askerleri kötü Alman askerlerine karşı.En sonunda bıkar II. Dünya Savaşı temasını işleyen tüm oyunları oynamaya tövbe edersiniz.Neyseki benim hayatımda pek bu tarz oyunlardan oynamışlığım yoktur.Bu tarz oyunlardan bıkmış, oyunun adını bile duymak istemeyen, kayışı koparmış vatandaşları etrafta gördükçe kendimi şanslı hissediyorum doğrusu.
Ati`nin sitesinde reklamlarda gördüğüm bir oyundu Brothers in Arms.Adı da hoşuma gitmişti.Yolum birgün oyuncudan geçiyordu."Uğrayayım şu oyunu alıp bir deneyeyim" dedim kendi kendime.Hay demez olaydım!Oyunu oynamaya başladığımdan beri bir celâl bir hırs olduki bende sormayın gitsin.Resmen konu yönünden beklediğim bir oyunmuş Brothers in Arms.Eğer sizde iyi konulu bir oyun bekliyorsanız buyurun Brothers in Arms oyununa Oyunlife farkıyla bir göz atalım.
Hayatımda en sevmediğim şey II. Dünya Savaşını konu alan oyunlardır.İnsanı bıktırırlarda bıktırırlar.Birisini oynarsınız öbürü çıkar.Öbürünü oynarsınız bir diğeri çıkar.Karakterler farklıdır ama konu hep aynıdır: İyi Amerikan askerleri kötü Alman askerlerine karşı.En sonunda bıkar II. Dünya Savaşı temasını işleyen tüm oyunları oynamaya tövbe edersiniz.Neyseki benim hayatımda pek bu tarz oyunlardan oynamışlığım yoktur.Bu tarz oyunlardan bıkmış, oyunun adını bile duymak istemeyen, kayışı koparmış vatandaşları etrafta gördükçe kendimi şanslı hissediyorum doğrusu.
Ati`nin sitesinde reklamlarda gördüğüm bir oyundu Brothers in Arms.Adı da hoşuma gitmişti.Yolum birgün oyuncudan geçiyordu."Uğrayayım şu oyunu alıp bir deneyeyim" dedim kendi kendime.Hay demez olaydım!Oyunu oynamaya başladığımdan beri bir celâl bir hırs olduki bende sormayın gitsin.Resmen konu yönünden beklediğim bir oyunmuş Brothers in Arms.Eğer sizde iyi konulu bir oyun bekliyorsanız buyurun Brothers in Arms oyununa Oyunlife farkıyla bir göz atalım.
"Beni mi istiyorsun?Hadi al!"
Oyuna şoke eden bir intro ile başlıyoruz.Komutan başımıza gelip "Baker iyimisin?" diyor ve bizi kaldırıyor.O an anlıyoruzki bizim adımız Baker.Ayağa kalkar kalkmaz önümüzdeki toprakların havaya uçtuğunu görüyoruz.Etrafımıza dikkatlice baktığımızda bir siperde olduğumuzu anlıyoruz.Siperin arka tarafı ağaçlar tarafından kapanmış durumda ön tarafında ise düz bir ova ve sürüsüne bereket Alman askerleri var.Biz can havliyle düşman askerlerini vurmaya çalışırken birden ortada bir tank beliriyor ve ne olduğunu anlamamıza fırsat vermeden namluyu bize çevirip top atıyor.Bir anda kendimizi yerde buluyoruz.Gözlerimizi çevirdiğimizde Onbaşı Legett canından bezmiş hâlde siperden çıkarak düşman askerlerine "Beni mi istiyorsunuz?Alın işte burdayım!" diye bağırarak eteş ediyor ve bir gülle darbesiyle kanlar içinde kalmış cesedi yanımıza yıkılıyor.Bunu görünce etrafımız bulanıklaşıyor ve komutanın "Baker!Baker!" bağırışmaları arasında bayılıyoruz.Daha sonra olayın 8 gün öncesine gidiyoruz.Baker başından geçenleri büyük bir samimiyetle anlatıyor.Daha sonra uçakta buluyoruz kendimizi.Komutan bize yeşil ışığı gördüğümüzde haber vermemiz için kapıya dikiyor.Kendiside askerlere uçaktan atladıktan sonra ne yapmaları gerektiğini anlatıyor.Bu sırada uçağımız vuruluyor.Komutan gayet sakin yeşil ışığı beklmememizi söylüyor.Kanatlardan birinin patlamasıyla dengemizi kaybediyoruz ve uçaktan atlamak zorunda kalıyoruz.Daha sonra paraşütümüzü açıp yere yumuşak inişimizi izliyoruz.Bu pekte yumuşak olmuyor.Önce bir ağacın dallarına takılıyoruz ve kendimizi kurtarırken yere yapışıyoruz.Ayağa kalktığımızda hiç birşeyimiz yok ve yaşamak için silah bulmamız gerekiyor.Neyseki fazla ilerlemeden komutanı görüyoruz.Bize nasıl olduğumuzu sorduktan sonra tabancasını bize veriyor ve maceraya başlıyoruz.Amacımız Hill 30 adlı yere ulaşıp orayı Almanlardan geri almak.
Bu görevi yapmaya çalışırken Baker`ın başına her türlü olay geliyor.Tek tek dostlarının, emrindeki askerlerinin gözleri önünde ölüşlerine seyirci kalmaktan başka birşey yapamıyor.Bu durum onu dahada hırslandırıyor.Arkadaşlarının boşuna ölmediğini göstermek için şimdi Baker Hill 30`u Almanlardan geri almak zorunda.
Hikayeye baktığımızda "çarpıcı" diyebileceğimiz nadir bulunan türden bir senaryoyla karşı karşıa olduğumuzu anlayabiliriz.Hikayenin anlatımı çok güzel olmuş ve hemen anlaşılabiliyor.Üstelik hikaye yaşanırken siz bunları Baker`ın gözünden görüyorsunuz.Yani hikayenin anlatımında bile durum FPS!
"Red!Get over here!"
Oyun bildiğimiz FPS tarzında bir oyun olsada sistem olarak değişik.Yine zıplama,eğilme,yürüme var ancak bu sefer gerçekçiliğe çok özen gösterilmiş.En azından her oyunda şikayet ettiğim anormal zıplamalara bu oyunda rastlamıyoruz.Yani Baker hayvan gibi zıplayıp bir seferde duvarın üstüne çıkmıyor, çevreden esrarengiz sağlık çantaları bulup kendini bir anda iyi hissetmiyor, elindeki silahla sadece ateş etmekten başka şeylerde yapıyor.Oyun orjinallik açısından iyi diyebiliriz.
Grafik açısından oyuna baktığımızda mükemmel diyemeyiz ancak berbatta diyemeyiz.Oyun göze batmayacak kalitede.Ayrıca oyuna HDR eklenmesi iyi olmuş.Aktifleştirildiğinde herşey daha şeker gözüküyor.En azından neler olduğunu bir anlığına unutuveriyorsunuz.Oyunda grafiksel açıdan göze batan hiçbirşey yok bu güzel bir ayrıntı.Oynarken gözünüzü rahatsız edecek grafik hataları veya rezaletlerinin olması gerçekten kötü olurdu.
Ses olarak baktığımızda Brother in Arms bize muhteşem karakter seslendirmeleri ve kulağı tırmalamayan çevre ve silah sesleri sunuyor.Önce karakter seslendirelerine değinmek istiyorum.Adamlar oyunu seslendirmemişler adeta yaşamışlar.Öyleki her ses tonu kullanıldığı ortama tam uyum sağlıyor ve karakterin neler hissettiğini bize çok net bir şekilde yansıtıyor.Silah ve çevre seslerine gelirsek silah sesleri gerçeğe yakın tasarlanmış, silah kullanırken hiçbir anormallikle karşılaşmıyorsunuz ancak çevre seslerinde bazı kulak tırmalayan küçük detaylar var.Bu detaylarıda ancak benim gibi kıl herifler yakalayabiliyor zaten.Genel olarak oyunun seslendirmesi iyi yapılmış.
Kontrol olarak Brothers in Arms diğer II. Dünya Savaşı konusunu işleyen kardeşlerinden pek farklı değil.Ancak emrinizde asker olması oyunun oynanışının %60`ını değiştiriyor diyebilirim.Bölüm geçtikçe emrinizdeki asker ve takım sayısı artıyor.Oyunda zaten 2 adet takım var.Birincisi saldırı takımı 2.si defans takımı.Hatta bazı bölümlerde tank bile yönetebiliyorsunuzki bu iyi haber.Sizi zorlayan bir grup askerin üzerine tankı saldığınızda olacakları düşünmek bile sizi neşelendirecektir.Ancak tankı askerlerin üzerine salmak her zaman mantıklı olmayabilir.Özellikle elinde antitank silahı olan askerler gönderdiğiniz tankı hiçte hoş karşılamayacaktır ve tank patlarsa göreviniz iptal olacaktır.Yani en son kayıttan devam etmeniz gerekecek bu durumda.O yüzden etrafı araştırmadan tankı oraya buraya yollamayın.Birazda asker yönetiminden bahsedelim.Askerleri yönetmek çok kolay.İki komut sistemi var zaten.İlki oraya buraya git komutu ikincisi "ben takip edin" komutu.Yani asker yönetmek hiçte zor bir iş değil.Ancak komut vereceğiniz askerler ölümsüz değil bunu bilmelisiniz.Bir emir verirken onlarında hayatlarını ve en verimli şekilde kullanılabilecekleri alanı düşünüp ona göre emirinizi verin.Keyfî verilen emirler sizi görevde yalnız bırakabilir.
"Fire!Fire!Fire!"
Oyunumuz FPS olurda silahlarımız olmaz mı?Her ne kadar Levent bey bu silah işinden bıkmış olsada incelemeden olmaz.Oynayan arkadaşlar ne kullanacaklarını bilsinler değil mi yaw?Şimdi hepsi 1940 model cillop gibi silahlarımıza bir göz atalım.
M1911 Semi-Automatic Pistol: Uçaktan atlayıpta komutanımızı bulduğumuz zaman onun bize verdiği silah.Kısaca oyundaki ilk tanıştığımız silah.Çok etkili değil o yüzden tek şarjörde 2 kişi öldürmesini beklemeyin.
M1 Carbine Semi-Automatic Rifle: Oyunumuzun seri tüfeği.Taramalı edasıyla ateş edip düşmanlarınızı çabucak öldürebilirsiniz.Etkili bir silahtır.Tek şarjörde 3 kişiyi rahat harcarsınız.
M1 Garand Semi-Automatic Rifle: Oyunun büyük bir kısmında kullanacağımız silah.Seri ateş edebiliyor ve etkili bir silah.Tek şarjörde iki kişiyi harcarsınız.
M1903 Bolt-Action Rifle: Oyunda dürbünlü tüfek kullanılması gereken yerlerde sahip olabileceğimiz Sniper tipi tüfek.Fazla söze gerek yok kodumu oturtuyor.Snipercılar yaşadı!
M1A1 Sub-machine Gun: Adındanda anlaşılacağı gibi taramalı silah.İyi kullandığınında çok etkili olabiliyor.Seri adam öldürmek için ideal.Tek şarjörde 6 kişiyi rahat harcarsınız.
M1918 Browning Automatic Rifle (BAR): İşte benim favorim.Dehşet bir silah.Eğer elinizde bu silah varsa ve iyi nişancıysanız karşınızdaki askerin ölmekten başka şansı yok.Hem azda değil 12 kişiyi rahat harcarsınız tek şarjörde.
M9A1 Bazooka: Sadece Kiliseyi savunma görevinde sahip olduğumuz silah.Tank patlatmaya ve asker uçurmaya yarıyor.Her atıştan sonra yeni roket koymak gerekiyor o yüzden kullanırken kendinizi çok iyi savunmalı ve hedefi ıskalamamalısınız.
Mark II A1 Fragmentation Grenade: Oyundaki en büyük nimetimiz.Elimizde silah varken kullanabiliyoruz.İkincil tarz yani.Bir türlü vurmadığımız askerlerin üzerine atarak havaya uçmalarını sağlayabiliriz.Ayrıca iyide toprak kaldırıyor.
Walther P38 Semi-Automatic Pistol: Alman tabancası.Çok etkili değil.Komutanın bize verdiği tabancadan daha az hasar veriyor.Ancak mermi sayısının fazla olması avantaj getiriyor.Tek şarjörde 2 adam indirebilirsiniz.
MP40 Sub-Machine Gun: Oyundaki dehşet Alman taramalılarından birisi.İyi nişancı olduğunuz sürece ördeği bile fazla mermi harcamadan indirirsiniz bu silahla.8 kişi rahat öldürebiliyor tarafımdan bizzat denenmiştir.
MP44 Sturmgewehr Assault Rifle: Oyundaki en vahşet Alman taramalısı.Resmen canımıza ot tıkayan bir silah.Bunu kullanan düşmanlarımıza karşı bayağı bir zorlanıyoruz ancak bize geçtikten sonra düşmanlarımızında bize karşı zorlandığı bir gerçek.Tek şarjör kafasına göre takılıyor siz yeterki topluluk bulun, o hepsini indirir.
Mauser K98 Rifle: M1911`den sonra düşman öldürüp sahip olduğumuz Almantüfeği.Seri değil ikide bir çek babam çek uğraştırıyor.Ancak iyi bir nişancıysanız 2 mermide düşmanı indirirsiniz.Tek şarjörde 2 kişi öldürüp bir kişide yaralayabilirsiniz.
KAR 98K Rifle with Scope: Almanların keskin nişancı tüfeği.Fazla söze ne hacet?Bu da tek mermide tahtalı köye yolluyor düşmanlarınızı.Snipercılar için 2. alternatif!
Panzerfaust 60 Rocket Launcher: Antitank füzesi.Bu füzeyi sadece bir görevde tank patlatmak için kullanabiliyorsunuz.İsterseniz askerler üzerinde de kullanabilirsiniz.O zaman anti-asker füzesi olur.
M1919A4 Browning Light Machine Gun: Oyundaki monte edili silah.Sadece başına geçip keyifle kullanabiliyoruz.Tek mermide düşmanınızın eline tek kişilik ahirete gidiş bileti veriyor.Her mesafeden etkili.
"Koşsana Baker!Koooooş!Hasta etme adamı!"
Gelelim oyunun bizi deli eden yönlerine.Bir defa o rezalet nişan sisteminden bahsetmezsem içim rahat etmez.Oyunda bir nişan sistemi var Allah düşmanıma vermesin öyle bişey.Oyunda asker öldürmek hâliyle tam bir işkence ve şans oluyor.Öyleki bir asker öldürdüğünüzde çocuklar gibi sevinebiliyorsunuz.Hatta sadece bir asker öldürüp sevincinden timsah yürüyüşü yapanlar bile var.Oyunda normal tutuşta silahla adam vurmanız neredeyse imkansız ANCAK nişan moduna getirirseniz o zaman adam vurabiliyorsunuz.Buna sevinemiyorsunuz bile çünkü o modda adam vursan ne olur vurmasan ne olur zaten tek mermide inmiyorlar.Üstüne kendinizi savunamıyorsunuz.Yani adam öldürürken ölmeniz işten bile değil.Kısacası oyunu oynarken nişan sisteminden çekeceğiniz var.
İkinci kötü yanıda oyunda "sprint" diye tabir edilen extra koşma yok.Baker daima koşuyor ama onun koşuşuda yeterli olmuyor.Açık alanda ne düşmandan nede mermilerden kaçabiliyorsunuz ve eğer şanslıysanız kendinizi mermilerden kurtarabiliyorsunuz.Bu kötü olmuş.Bence oyuna sprint özelliğide eklenmeliydiki oyuncu kendini savunabilsin.Zaten etrafta sağlık verecek hiç birşey yok bölüm tek sağlıkta geçilmek zorunda.
Yetmedi düşmanlarınız ölmemekte direnirken sizi 2-3 mermide indirebiliyorlar.Yani sağlık sistemi sizin aleyhinize.O yüzden düşmanlarınızı sinsice öldürmeye bakın eğer sizi görürlerse onları öldürmek için pek vaktiniz kalmayabilir. Bunların haricinde oyunda göze batan pek fazla birşey yok.
"Başardık Baker!Eminim şu anda arkadaşların seninle onur duyuyordur!"
Oyun hakkında söylenecek pek bir sözümüz kalmadı.Ağzımıza ne geldiyse saydırdık zaten.Yinede kısaca toparlamak gerekirse güzel konulu fakat oynanışı biraz zahmetli, uğraştırıcı II. Dünya Savaşı konulu oyun arayanlara Brothers in Arms: Road to Hill 30 oyununu şiddetle öneririz.Bizce bu oyun en iyi konulu II. Dünya Savaşı oyunlarından.
Oyunlife değerlendirmesi: "En iyi konuya sahip 2. Dünya Savaşı oyunu!Mutlaka denemelisiniz!"
Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir! Kayıt olmak içinburaya tıklayınız... |
Görüntüler
 |
|
| Başa dön |
|
 |
|
Sayfanın En Üstüne Çıkmak İçin BURAYA TIKLA !
|