SistemCesur Türk

Durum: Çevrimdışı Kayıt: 19.01.2006
Mesajlar: 12295
Level: 69
| Deneyim: |
12835 / 12835 |
|
|
|
100% |
|
Tarih: Mon Aug 13, 2007 5:32 pm Mesaj konusu: ANAVATAN TÜRKİYE'DEN AYRILDIKTAN SONRA IRAK TÜRKLERİ |
|
|
Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda, Irak'ın İngiliz işgaline girmesi, Türkler için, karanlık bir dönemin başlangıcı olmuştu. Toprakları İngiliz işgaline uğrayan Musul, Kerkük ve Erbil Türklerinin ileri gelenleri, istilacı güçlere karşı mücadele etmek için, hemen harekete geçmişlerdi. Anadolu toprakları üzerinde yürütülen Milli Mücadele'ye paralel olarak başlayan, bölgedeki hareketler, gücünü yine Anadolu'dan alıyordu. İlk olarak, İngilizlerin, halkı Osmanlı devleti aleyhine kışkırtmalarını önlemek için, acil biçimde önlemler alınmağa başlandı. İngilizlerin bölgedeki siyasi hakimleri, para vererek elde ettikleri bazı aşiret reislerini yanlarına çekmek için büyük gayret gösteriyorlardı. Buna karşılık, Türklerin ileri gelen liderleri, İngilizlerin bu gayretlerini boşa çıkarmak için, olağanüstü çaba harcıyorlardı.
Bunların arasında Erbil Türklerinin çok sevilen ve sayılan din alimi Küçük Molla Efendi (1867-1943)'nin, halkı İngilizlere karşı mücadeleye davet eden ve işgalcilerin propagandalarına karşı uyanık olmağa yönelik konuşma ve sohbetleri, büyük etki yapıyordu. Şehrin en büyük ibadet yeri olan Ulucami'de aynı zamanda hocalık da yapan Küçük Molla Efendi, Erbil'in ileri gelenleri üzerinde büyük nüfuza sahipti. İngilizler de, işgal ettikleri yerlerde, bu yüzden çeşitli bahaneler yaratarak, halkın en çok toplanma yeri olan camileri kapatıyorlardı. Bu düşünceyle İngilizler, Erbil'de mevcut 12 camiden onunu, salgın hastalık olduğu gerekçesiyle kapatmışlardı. Gaye, halkın buralarda toplanmalarını ve aralarında ilişki kurmalarını önlemekti. Böylece halkın sadece iki camide toplanmaları daha kolay kontrol edilebilirdi. Bunun üzerine Küçük Molla Efendi'nin evi, adeta toplanma merkezi haline gelmişti.
Van Valisi Haydar Bey, İstanbul'a Bâb-ı Alî Dâhiliye Nezâreti (İçişleri Bakanlığı)'ne 6 Ağustos 1919 tarihinde bildirdiği şifre ve telgrafta, İngilizlerin bütün Erbil ve Revanduz aşiret reislerine ayda yetmişer rupiye maaş verdiği, ancak Erbil ağaları ve aşiret reislerinin, İngilizlerin hakimiyetini ve maaşlarını kabul etmediği ve her teşebbüslerine engel olmağa çalıştıkları dile getirilmektedir. Buna göre, bölgede tanınan Seyyid Taha'yı elde eden İngilizlerin, bu kişiyi Bağdat'a davet etmeleri, bunun da daveti kabul ederek,Bağdat'a gideceği yolunda haberlerin yayılması, halk arasında büyük tepkiye yol açmıştır. Bunun üzerine Seyyid Taha, İngiliz siyasî hakiminin davetine icabetle Bağdat'a hareketinden önce Küçük Molla Efendi'nin evinde, Erbil ağalarının da hazır bulundukları toplantıya çağrılmıştır. Toplantıda Erbil ağaları, İngilizlerin kendisine verebilecek paranın azamisini vermeğe hazır olduklarını ifade ederek, düşmanın (İngilizlerin) teklifini kabul etmemesini ve böylece halk arasına nifak saçmaması yolundaki ricaları kabul etmeyen Seyyid Taha'ya ağır biçimde hakaret edilmiştir. Dönüşte de, bütün halkın ve aşiretlerin nefretini kazanmış olan Seyyid Taha'nın hareketini, Erbil'den Van'a kadar, özellikle Erbil, Revanduz ve Şemdinân aşiret, ulemâ ve din adamları telin etmişlerdir.
İngiliz işgalinden sonra Bağdat'ta, Kerkük'te, Musul'da ve Irak'ın başka şehirlerinde, Türk hakimiyetinin tekrar uygulanmasını ve yerleşmesini isteyen pekçok kişi vardı. Bu yüzden Bağdat'ta faaliyete başlayan gizli bir Türk Cemiyeti kuruldu. Türklük yanlısı fikirleri yaymak üzere Cemiyet, Mayıs 1919'da Nuri Efendi'yi Musul'a gönderdi. Çalışmağa başlayan Nuri Efendi, kısa zamanda çoğunluğu Kerküklü Türk Subaylardan oluşan, bu arada Kürd kökenli subaylar ile emekli veya görevlerine son verilmiş birçok Arap subayı ve çok sayıda sivil, bu cemiyetin etrafında toplandı. Faaliyetini gizlice genişleten ve fikirlerini yaymağa başlayan Musul'daki cemiyetin başkanı, Musul'da yaşayan Kerkük'lü Binbaşı Abdulcabbar'dı. Yönetim kurulunda ise, Ahmed Yaver'in oğlu Davud Efendi, Davud Çelebi Hacı Selim ve kardeşi Sait Çelebi, Kerküklü Rauf Mehmed Efendi adlı vatanperverler bulunuyordu.
Cemiyete üye olanlar arasında adları tesbit edilenler ise şunlardı:Hasan Efendi'nin iki oğlu Agâh Efendi ile Şakir Efendi, Abdullah Çenebaz Efendi, Kerküklü İzzet Efendi, Polis Abdulkadir Efendi ve Sait Hulusî Efendi. Türk Cemiyeti'nin ayrıca pek çok taraftarı vardı.
Birinci Dünya Savaşı boyunca Osmanlı devletine sadık kalan ve pek çok hizmetler etmiş olan Irak aşiret reislerinden Acemi Sadun Paşa3 da, İngilizlere karşı mücadelesini sürdürürken diğer taraftan Mustafa Kemal Paşa ile gizlice haberleşiyor, Irak'ın ve Iraklıların Türkiye'ye bağlı bulunduklarını ifade ediyordu.4 Güçlü ve değerli bir şahsiyet olan Acemi Sadun Paşa, bölgedeki milliyetçi aşiretlerin ve halkın üzerinde büyük bir nüfuz sahibi idi. Dünya Savaşı'nda İngilizlere karşı ümitsiz, ancak destansı bir mücadeleye girişen Acemi Paşa, savaştan sonra Anadolu'ya geçerek, bütün varlığı ile Millî Mücadeleye katılmıştı. |
|